YİNE YENİDEN

 Yeni yayımlayacağın yazını gördüm. Benim gördüğümü sen görmedin ama! Samimiyetine güvenerek ben de sana teyit anlamında bir yazı yazmak istedim. Yazını tamamlayan bir dip not olsun istedim…

Dünyanın en ilginç mesleğidir bizimkisi! Bir kalemle çıkarsın yola. Neler, neler yapabileceğimizi şöyle bir düşünelim bakalım…
Arşimet’in meşhur sözünü hatırlayalım. Ne diyordu büyük düşünür?

“Bana bir kaldıraç verin, Dünyayı yerinden oynatayım” 
Ama biz gazeteciler bunu sadece bir kalemle yapabiliyoruz…

Bu kalem, gün geliyor Demokles’in kılıcı kadar adaletli, gün geliyor savaşlar çıkaracak kadar kudretli oluyor. Bizim kalemi nasıl tutacağımıza bağlı…
Bazılarımızın elinde, bir başkasının mutluluk çubuğuna da dönüşebiliyor o kalem ne yazık ki.

Mesleğini yaparken ölenimiz var. (Savaş muhabirleri başta olmak üzere, canını mesleğine adamış tüm basın emekçilerimize Allah’tan rahmet diliyorum.) 

Boğazdaki yalısından sövenimiz de var…
Halka ve olaylara diyerek yola çıkarız. Yolun sonu gelmeden olaylara gebe kalanımız var.

Kahramanımız da var, kahredenimiz de var. 

Liboşlarımız vardır, semt pazarında göremezsin yaptıkları pazarlıkları… 3 verirler, 5 isterler yüküm ağır diye de dertlenirler.
Dünya çapında olanımızda vardır, çapsızımız da…

Ülke kurtaranımız vardır, Ülkeyi yıkanımız da var.

Gün gelir Silah bile pazarlarız. Gün gelir insan pazarlarız. Ama vitrinde daima kendimiz varızdır.

Siyasilerin peşinde 4X4 bayrak yarışçısı gibiyizdir. 

Koşanımız vardır, koşmadan önce koşulları konuşalım diyenimiz var…

Hırsızı öyle bir anlatır ki alkıştan elleriniz patlar. RobinHood muamelesi yaparsınız. 


Tilkiye öyle bir imparator muamelesi yapar ki, kargaların şarkı söylemesine gerek kalmaz. Peyniri kendiliğinden getirir, tilkinin önüne bırakır…


Maaşa bağlananımız da vardır, bahşişe çalışanımız da var. 


En kötüsü ne biliyor musunuz? 


Bırakın kendisini satmayı, memleketini satanımız var. İşte, o yakar içimi… 


Tekrar ediyorum. Memleketi için, ölenlerimiz var ya! Bütün bunları yazarken onlardan utanıyorum. 


Evet, Dünyayı yerinden oynatıyoruz da!


Kalemlerimizi iyiye, doğruya, dürüstlüğe göre oynatamıyoruz…


Ucuza mı gider diye korkuyoruz?


Bu yazdıklarım sadece tespit ettiklerimiz. Ülkemizde bunlara benzer olayları gördük, yaşadık.


Biz, bir Belediye Başkanın bir gazeteci ile maaş pazarlığına “etik” diyebilir misiniz? 


Diyemeyiz! 


Ama bir gazeteci, bir Başkanın kaderine etki edebilir mi? 


Edebilir! Nasıl edebilir biliyor musunuz?


Gazetecinin maaşını tayin ederken, kendi kaderini de tayin etmiş olursun.


Gazeteci hiçbir şey yazmasa bile o senin kaderin olmuştur artık.


Dün nasıl verdiysen, bu gün de ver! Bunu halk kanıksadı artık. 


Bence kaderine gülümse…


İşte böyle çok istedi diye şikâyet eden siyasetçilerimiz vardır.


Az verdi diye “Yolsuzluk” var diyenimiz vardır.


Netice halk her iki anlamda da bilgi sahibi olur. Ama durumdan vazife çıkarmayı da ihmal etmeyenimiz de var! 


Olur ya, bir çorba içme şansını yakalar…


Sevgili Deniz, bazı kader birliktelikleri vardır, kaçınılmazdır. 


Bizim yazdığımız her satır mesleki kaderimizi belirler. Gördüklerini mutlaka yazmalısın. 


Kızdığında ya da kırıldığında yazarsan, Yalancı Çobana dönersin… Doğru söylediğin gün bile sana inanmazlar… 


Arada bir böyle mektuplar alacaksın benden. Yazdıklarına habersiz baktığım içinse bağışlarsın umarım. Hani fena da olmadı yanii…
YORUM EKLE

banner148

banner132