VASİYETNAME

 Bundan kısa bir süre önce “Şeytanın Aklına Gelmez” adlı bir köşe yazısı yazmış, bir takım iddialara cevap aramıştık. Neydi bu iddialar?Hemen anımsayalım…

Ne demiştik?

 Silivri’nin tanınmış ailelerinden “Silivrili” ailesine ait bir malikânenin satışı ile ilgili iddiaları gündeme taşımıştık. Söylentilerin arasında bir cümle var ki söylentinin çok ötesinde bir iddia olarak yansıyordu medyaya!
Neydi bu iddia?

Silivrili ailesinin 22 ada 29 parseldeki malikânelerinin %50 hissesine sahip olan Jale Silivrilinin hissesi satın alınırken, “Silivri Belediyesine kültür evi yapacağız” diyerek, bir meclis üyesinin üzerine satın alınmasıydı! Aynen böyle yansıyor medyaya, çarşıya, pazara, esnafa…

İtiraz geldi mi? Hiçbir taraftan yok!

Yalnız, bir arkadaşımız aradı. “Lütfü’m bak yine arayıp sormadın işin gerçeğini” diyerek serzenişte bulundu…
Arkadaşımız Kim mi?

Bakınız, "kim olduğunu?" Biraz anlatayım sizlere! 1973 te geldiğinde biz henüz orta ikinci sınıftaydık. Yanıma vermişler, geldi oturdu. Tanıştık, o gün bugün tanışırız. Rahmetli babası işi nedeniyle 1965 Silivri'mize geldiğinde; sokağımızda oturmuş, 8 yıl sonra da ailesini getirmişti şehrimize…

Deli doludur, dobradır dobra, mübalağa ustasıdır, olayları ajite etmesini sever ve kıvrak bir zekâya sahip biridir. Genç yaşta siyasete atıldı. Başardı da…

İşte bu arkadaş, orta ikinci sınıftan beri arkadaşım olan Ahmet Maşalacı’dır. Beni aradı ve dedi ki “Lütfü’m o olay öyle değil, ben sana anlatayım!”

Ve başladı anlatmaya…

Yıllar önce, bugün Süleymancı olarak tarif edilen cemaatin kurucusu olarak bilinen Süleyman Hilmi Tunahan’ın, Silivri’de konakladığı ve bir gece kendisini evinde ağırlama nezaketini gösteren Ahmet Kemal bey, Hocamızı Fatih mahallesindeki malikânelerinde misafir eder” Süleyman efendi çok memnun kalarak ayrılmış ama aklı da konakta kalmıştır. Vasiyet eder!

Aile, bu malikâneyi satılığa çıkardığında mutlaka alınmasını vasiyet ettiğini, Süleyman Efendinin yakınları da bu vasiyeti yerine getirmek için harekete geçtiğini, kendisinden yardım istediklerini, Silivri Belediyesi kültür müdürlüğü falan hikâye diyerek noktayı koydu.  O an içinde bulunduğum durum nedeniyle soramadığım birkaç soru kalmıştı aklımda.

Neydi bu sorular?

Geçtiğimiz gün içerisinde Hür Habere verdiği röportaj da diyor ki Ahmet Kardeşim; “ Demokrat Parti, Atatürk’ün emriyle kuruldu!” Biraz fazla mübalağa etmiş ama keşke deseydi “Demokrat Partinin kurulmasında Rahmetli Ahmet Kemal Silivrili’nin katkıları çok büyüktür. Celal Bayar ve Menderes kadar emeği vardır.” Diyebilirdi.  Neyse biz sorularımıza geçelim hemen!

Süleyman Efendi’nin Silivri’de hangi koşullar yüzünden konakladığını? Kendisini misafir eden Silivrili ailesinin Süleyman Efendi hazretlerini daha önceden tanıyıp, tanımadığını? Sormak isterdim. Çünkü bu karşılaşma sadece bir tesadüf mü? Yoksa davet edilen bir misafir miydi? Rahmetli Ahmet Kemal Silivrili, Gerek Ankara’da gerekse İstanbul’da siyasi çevrelerce tanınan, bilinen, saygın bir kişiliktir.

Bu görüşme sonrası ya da öncesi Süleyman Hilmi Tunahan hocayla yakınlığı nedir? Yani, Sayın Ahmet Kemal Silivrili, Süleymancı mıdır? Ya da o ziyaretten sonra bir yakınlaşma olmuş mudur? Süleyman hocayı vasiyet edecek kadar bu eve bağlılığı nereden icap etmiştir? Ahmet Maşalacı kardeşime soracağım sorular bunlardı.

Aileyi tanırım ve bütün Silivri halkı da yakından tanır ve her bir ferdini ayrı ayrı sevmişizdir. Rahmetli arkadaşım Nazmi Silivrili ile söz konusu evlerinde günlerce kalmışlığım vardır. Ben, bugüne kadar böyle bir şey ne hissettim ne de duydum!

Sevgili Maşalacı’nın, vaziyeti kurtarmak için vasiyeti uydurmuş olma ihtimalini düşünmek bile istemiyorum. Çünkü Ahmet kardeşimiz, Ailenin %50 hissesine vekâlet edecek kadar güven telkin etmiştir.
Bizim işimiz, ne cemaat iledir! Ne de bir başkası ile…

Bizim sorduğumuz şu idi! “Silivri Belediyesine kültür evi olarak alacağız” denilen evi, niçin bir meclis üyesinin üzerine yapıldığı?

 Satın alınan ev, iddiaya göre cüzi bir paraya mı alındı?

Alınan bu evin parası kimin cebinden çıkmıştır?

Evi satın aldığı iddia edilen meclis üyesi, “parasını ben verdim” diyorsa tarihi bir konak niteliği olan bu evi 3-4 ay sonra niçin satmıştır?

 Kendisinin ya da ailesinin cemaatle bir ilgisi var mıdır?

Şimdi, bütün bu sorularla ilgili olarak Silivri halkı CHP’nin tutumunu bekliyor. CHP’li Silivrililer de Belediye Başkanından ve Meclis üyesi arkadaştan bir cevap bekliyorlar.

Meclis üyesi arkadaşımız, gerek Silivri halkı, gerekse CHP camiası olarak çok sevilip takdir edilen bir kişiliktir. Parti içinde geleceği tartışılır bir duruma gelmeden İlçe örgütü ve Silivri halkı, kendisinin bir açıklama yapmasını beklemektedir…

Aksi halde, Ahmet Maşalacı’nın ifadesi geçerliliğini koruyacaktır.
 
Dip not: Ahmet Maşalacı kardeşimin, “Demokrat Parti Atatürk’ün emri ile kuruldu” dediği Parti, Serbest Cumhuriyet Fırkasıdır…  Fethi Okyar’a, 12.08.1930 tarihinde  “kurabilirsin” demiştir. Fethi Okyar’a tam 97 gün sonra 17. Kasım 1930 da kapattırmıştır. 1927-1930 arası tam dört kez, 4 ayrı parti kurulup, kapatılmıştır.
YORUM EKLE

banner148

banner132