TERCİHEN..

 Bu hafta  Lütfü Ertürk Deniz Havasına  misafir oldu.
 
Artık, yolları bile tercihli yaptılar…

Gazetecisini tercihli yapmış/yapmamış çok mu?

Ne demek istiyorum?

Öyle bir cümlede anlatılamaz…

Sayın Belediye Başkanımız ile Gazeteci arkadaşımız Cem Güner arasında yaşanan gerilim, gündemi oldukça germiş durumda!

Şöyle, eskilere bir dönelim bakalım…

Belediye Başkanımız başkanlık süresi 7 yılını doldurdu ama benim kendisini tercih etmeme sürem 8 yıl oldu.

Hiçbir zaman da tercih konusunda pişmanlığım da olmadı…

Sizi tercih eden arkadaşımla 6 ay konuşmadım.

Konuşmamayı kendisi tercih etti bu arada belirteyim.
Arkadaşımın, benden ricası olmuştu “Yazma” diyerek ama ben de karşı çıkmıştım.

Beraber yol aldıkları bir süreç başladı ve çok geçmeden İlk durakta ayrıldılar.

Ayrılma fikri hangisinin tercihi idi bilemiyorum.

Sonrasında Sayın Başkan; kendisini tercih eden arkadaşlarını bir müddet sonra tercih etmez oldu.

Yolda bulduklarını,yola çıktıklarına tercih ediyordu. Muhtemelen, gazeteciler açısından da öyle oldu!

Önceleri tercihleri bir bütün gibi duruyordu.

Etmedikleri ise bir iki arkadaşımızı geçmiyordu.

Sonrasında tercih ettiklerinin arasından ayrılanlar, tercih etmediklerini oluşturmaya başladı.

Sürtüşmelerin ön planında büyük olasılıkla Ömer S. Çetin ile oluyor; o zor ayrılıkları Ömer S. Çetin göğüslüyordu.

Ayrıntı vermiyorum ama istek olursa da verebilirim…

Bugünlerde Cem Güner’le olan olumsuz iletişim, ilk başlarda İlhan Uygun ile de yaşanmış ve bu hiç kaybolmadan soğutulmuş olarak hep bekletilmişti.

İlhan Uygun’un manevra kabiliyeti bu ilişkiyi sürdürülebilir hale getirmiştir.

Yani şöyle bir yaklaşımda bulunabilir miyiz?

Sayın Başkan tercih ettiği tüm gazetecilerle ve siyasetçi dostlarıyla takıştı diyebilir miyiz?

(Düz mantık hesabı yaparsak, beni tercih etmedi ve de hiç takışmadık) Ne yazık ki böyle olmadı!

Çünkü Tercih hakkını ilk ben kullanmıştım…

Yani, biz yine “tercihen gazeteci” olayına dönersek, bir nevi alış veriş mantığı işlemekte burada.

Bana zam yap, sana yararlı olayım.

Ya da aldığından bana da ver diyalektiği çalışıyor.

Şimdi Savunma şu: “İstedi vermedim, vermeyeceğim de!”

İyi peki verdikleriniz neydi?

Ne demeli?

Şimdi ise vermediğiniz süreçte sizin, “iftira” dediğiniz; Cem Güner’in “belgeli” dediği iddialar hava da uçuşuyor.

İşte daha önce de yaşadığınız ve de Silivrililere yaşattığınız tercihli gazeteci iletişiminiz bu.

Sadece bu kadar!

Oysa ben sizin bu güne kadar bu olayları bizzat ve bilerek pompaladığınızı düşünüyordum.

Ta ki bugün sinirlendiğinizi görene kadar!

Yavaşça ısıtılan su ve kurbağanın hikâyesindeki gibi Silivrililerde bir algı yaratarak bu gibi yanlış oluşumları kanıksatacağınızı düşündüm.

Nasıl mı?

Hatırlasanıza Sayın Başkanım, “HALKIM İSTEMEZSE OYNAMAM” sözü ile kumara bile bir masumiyet ivmesi kazandırdığınızı.

Sizin bu yaklaşımınızı, halkımızda cevapsız bırakmadı hani!

“Oynasın be, bizim çocuk be…” Diyerek geçiştirdiler…

Çok hatırlı bir halkımız vardır, siz bunu unutmayın!

Ben, unutmuyorum da…

Tercihen!
 
YORUM EKLE

banner148

banner132