TAŞERON ÇEVRECİLİK

 Dün akşam, Silivri halkına; 26 Şubat Pazar günü çevre direnişine gitmeleri için buradan sesleniyorduk ama aynı zamanda küçük bir ayrıntı da gözümüzden kaçmıyordu.

Silivri CHP İlçe Örgütü de 20.30 da mesajla Silivri Çevre Derneğine katılımcı davet ediyordu! Hangi sıfatla davet ediyordu? Pek anlayamamıştım ama bu gün çözdüm olayı… Uzun zamandır böyle bir kalabalığı yakalayamayan CHP Siyaset yapmaya gönüllüydü…
Sahile indiğinizde, sizi minik bir tanıtım müziği karşılıyor. 10 ar saniye aralıklarla durmadan dönüyor, aynı şeylerin tekrarını yapıyordu. Araya reklam mı almış yoksa kendi reklamını mı yapıyor ne? Bekledim, Silivri’nin adı bir yerinde geçsin ya da tanıdık bir isim geçsin diye! Yok, adam kendinden mi bahsediyor ne? Belli ki kiralanmış bir yerlerden…
Çevre direnişinden çok, yardım sever derneğinin kermesine benziyordu. Herkes bir yerlerden bir şeyler getirmiş, ortada bir panayır havası var ama ortada bir tek Silivri Çevre Derneği yok. Afiş ve pankartların dışında…
Çevre derneği, sanki baskı altına alınmış, sanki sancılı bir bekleyiş halleri vardı. Nereden mi çıkardım? Ali Korsan, bunca yıllık arkadaşımdı. Ali’nin yüz ifadesine bakınca anladım. Ali’nin yüzü ağlıyordu. Sevgili Başkanı ona çok mu yüklenmişti?  Ya da “sen biraz kenarda mı kal” demişti? Heyecandan olsa gerek Ali kardeşim, elindeki metni bile okumakta zorlandı…
Oraya gelen insanların, samimi olduğunu, memleketlerini düşünerek seslerini duyurmak üzere geldiklerini, direnişe uyumlu olduklarını gözlemledim.
Konuşmalar, hayal kırıklığı yarattı. Bir öğretmenimizin konuşması, ilk dakikalarda halkı ümitlendirdi ama sonraki konuşmalar beklentileri karşılamadı.
Ne dedik? Nereden çıktı şimdi bu kürsü? Kürsü, serbest kürsü! Dün akşam ki yazımızda ne demiştik kürsü için?
"Serbest kürsüye" daveti, Belediye Başkanımız üstlenmiş durumda. Yani kürsü şimdiden gitti. Sizler serbestliğinizi kaybetmeyin! Demiştik…
Gülesim de gelmiyor değil hani! İnsan, söylediklerimizi bu kadar mı harfiyen uygular? Tanıyoruz insanımızı, normal yurdum insanı işte! Direnişte, karşı tarafa söz hakkı tanıyan ilk çevreciler olarak tarihe geçtiğiniz için tebrik ederiz…
Şu olayı önce halka taşırlar ve halkla tartışırlar anlarım. Her kesime söz hakkı düşer. Tamam, o zaman haklısınız. Kimse sana sormamış, kimse senin fikrini almamış, kimse senin adına hakkını aramamış, sadece dayatmışlar. Ya sen ne yapıyorsun? Kalkmış, serbest kürsü yapıyorsun!
Ak Parti Milletvekili Feyzullah Kıyıklık’da fırsatı kaçırmadı partisi için gereğini yaptı. Nükleer enerjinin faydalarından bahsetti. Termik santralin zararsız olduğundan bahsetti. Gelişen sanayiden bahsetti. Avusturya’nın 21. Mahallesindeki termik santralinden bahsederken “algı yöntemini uyguladığını kimse fark etmedi.” Yani, her zaman ki algı yöntemine başvurdu.

Algı uzmanı belediye başkanımız da dinledi. El insaf çekeceğim. kimse çıkıp ta “hangi gelişen sanayiden bahsediyorsun” diye sormadı! Kimse 5 milyon Suriyeli için gerekli olan elektriğinin kaynağı Trakya’nın ekili alanlarını mahvetmekten mi geçtiğini, milletvekilinin yüzüne haykırmadı. Ee, nerede çevrecilik, nerede direniş? Almanya’nın 35 adet termik santrali söktüğünü söylenemez miydi? Kimse çıkıp Muğla-Yatağan’ın ölüm körfezi haline dönüştüğünü anlatamaz mıydı?
Anlatamazdınız! Çünkü orada kimsenin çevrecilik yapmaya niyeti yoktu! Meydan bir an da “EVET, HAYIR” tartışmasına döndü…  
Halkın beklentileri, bir kenara atılmış çevrecilikten bahseden yoktu. CHP’li bir arkadaşım komedinin farkında idi ama yapacak bir şey olmadığını görüyor “ bu mesele 6-7 yıllık bir mesele olacak ileri de direniriz” diyerek olayı kapatmaya çalışıyordu! Olur, arkadaşım. O gün geldiğinde ben termik santralin bacasına çıkar, pankart sallandırarak direniriz.
Neyse ki Çevre Derneğinin asıl amacının Silivri’nin ve Trakya’nın topraklarını ve insanlarını bu garabetten korumak için orada olduklarını vurgu yapıp, çevrecilik adına konuşulması gerektiğini uygun bir dille siyasetçilere aktaran insanlarımız da vardı. Orada, çevrecilik adına söz alan, Nursel Erel, Süheyl Kırkıcı ve Yavuz Çengel ’in çevre adına yapmış oldukları konuşmalardan sonra Ali Korsan’ın o yüzündeki ağlamaklı ifade bir anda gitmişti. Doğru bir şeylerin konuşulacağını, doğru yerlere dokunulacağını biliyordu.
Ak Parti Milletvekili Feyzullah Kıyıklık’ın yaptığı algı operasyonlarının bir işe yaramadığını, yaramayacağını da kendisine anlatmış oldular. Feyzullah Bey yerine, Ak Parti Silivrili milletvekilinin gelmesini bekledim. Halkın bu çağrısına en yetkili kişi olarak vereceği cevabını beklerdim. Nükleerin faydalarını anlatmaya çalışan vekilden bana ne kardeşim?
 Her zaman olduğu gibi siyasiler konuştular ve gittiler.
 Sayın Belediye Başkanımızın konuşması da ezberine aldığı “İnovatif ve inovasyon kelimeleriyle kurduğu cümleleriyle halkından kopuk, samimiyetsiz bir havada konuşmasını yapmıştı. Yani kısacası, kendisinin de ifade ettiği gibi 5 ay önce öğrendikleri bu projeye karşı  “ne yaptınız?” sorusunu duymadan geldi geçti “DİRENİŞ”
Şimdi, Ali Korsan’a bir sorum olacak bir zamanlar belediye başkanının talimatıyla göçmen kuşların göç yollarını kapatıyor diyerek karşı çıktığı rüzgârgüllerini, (Yenilene bilinir enerji) yenilir enerji olarak lanse ederken, o günkü beyanı aklına geldi mi hiç!

Silivri, yalnız değilsin! Bekle geleceğiz…
YORUM EKLE

banner148

banner132