AK PARTİLİ VEKİLDEN SİLİVRİ ÇIKARTMASI

TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Mustafa Şentop Silivri'de gazetecilerle bir araya geldi.

AK PARTİLİ VEKİLDEN SİLİVRİ ÇIKARTMASI
Yemek programında gazetecilere açıklama yapan, ''TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Mustafa Şentop, ''Türkiye, hızlı bir şekilde 16 Nisan'da yapılacak halk oylamasına yaklaşıyor. 18 gün kaldı. Anayasa değişikliği esasen bizim 2012'de hazırlamış olduğumuz uzlaşma komisyonuna vermiş olduğumuz yeni anayasa metninin içinden alınmadır.

105 maddelik bir yeni anayasa önerimiz vardı.'' Şentop, ''Bu anayasa önerisinin içerisinde hükümet sistemiyle ilgili kısımlar Milliyetçi Hareket Partisiyle yapılan müzakereler neticesinde mutabık kalınarak, 18 maddelik bir metne dönüştürüldü. Özü itibariyle hükümet sisteminin detaylarıyla ilgili prensiplerin hepsi bizim resmi önerimizde var.

Tabi o zaman değil daha önce de Cumhurbaşkanımız, yeni Başbakan olduğu zaman 20 Nisan 2003 tarihinde ilk defa Türkiye'nin parlamenter sistemle yoluna devam edemeyeceği, mutlaka hükümet sisteminin değiştirilmesiyle ilgili beyanı var. Dijital ortamda, gazete yayınlarında bulabilirsiniz.

Akşam yapılmış bir televizyon yayını olduğu için 21 Nisan 2003 tarihli gazetelerin hepsinin manşetinde var. Tayyip Erdoğan'ın ideali Başkanlık diye manşet atmıştı gazeteler. Henüz 35 günlük Başbakandı henüz. AK Parti, dört aylık bir hükümet olarak Türkiye'yi yönetiyor. Bugün ortaya çıkmış Cumhurbaşkanımızın, Cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra ortaya çıkmış bir şey değil. O zaman da bunu savunuyordu.

Benzer bir şey AK Parti'nin parti programında da var. Orada da esasen Bakanların dışarıdan atanacağı bir hükümet sistemini tartışmaya açacağız. 14 Ağustos 2001'de. Daha önce Cumhurbaşkanımızın 1988 yılında bu yönde görüşleri var. Biz o zaman bir dergi çıkartırken vermiş olduğu bir röportaj Nisan 1988 sayısında derginin yayınlanmış, Başkanlık sistemi üzerine kapak yapmışız. Ben Teklif-i Hukuk dergisi ben Yayın Yönetmeniydim.

Aynı şekilde yine Demirel, Özal, Erbakan, Türkeş hepsi bu sistemi, bugün Cumhurbaşkanlığı Sistemi olarak önermiş olduğumuz bu sistemi 50 yıl içerisinde konuşmuşlar, tartışmışlar. Tayyip Erdoğan, ortaokula giderken Türkiye'de başkanlık sistemi tartışmaları o dönem savunan siyasetçiler, düşünce adamları, yazarlar var.

Türkiye'de bu 50 yıllık bir tartışmadır. Bunun bir sebebi var tabi, neden Türkiye 50 yıldır bir hükümet sistemi tartışması yaşıyor? İki temel mesele var. Birisi istikrar... Türkiye'de istikrar üreten bir hükümet sistemi yok. Bugün Cumhuriyet'in 95. yılı içerisindeyiz. 65. hükümet Türkiye'deki, bu 65 hükümetinde 47 tanesinin ömrü iki yıldan azdır. Dolayısıyla Türkiye'de seçimler yapılıyor ama istikrar çıkmıyor.

Hükümetler, koalisyon hükümetleri bunların ömrü çok kısa oluyor. Bu da çok özel bir kesit olduğu için 1995'ten 1999 arasını vermek isterim. Seçim yapmışız hükümet yok tabii ki, sonra ara yol kurulmuş dışarıdan destekle üç ay sonra düşmüş. Arkasından Refah-Yol kurulmuş, bir yıl ömrü var o da düşmüş. Arkasından Mesut Yılmaz'ın Başbakanlığında biraz karışık bir hükümet, kimlerin desteklediği çok belli değil, kurulmuş 1,5 yıl sonra bırakmış.

Onun arkasından 95 seçimlerinin 4. partisi dışarıdan destekle hükümet kurmuş, altı ay sonra Türkiye'yi seçime götürmüş. Dolayısıyla 3,5 yıl gibi bir zaman zarfında 4 tan kurulmuş Türkiye'de... Dolayısıyla bu istikrarlı sistem üretmiyor. Evet, 2002'den beri bir istikrarlı sistem var Türkiye'de, Cumhurbaşkanımız gibi güçlü bir siyasi liderin varlığıyla ortaya çıkan bir istikrardır.

Özellikle Türkiye'nin etrafındaki gelişmeler, Ortadoğu ve Avrupa'daki gelişmeler önümüzdeki günlerde bütün dünyanın da hem ekonomi, hem siyaset alanında çok önemli değişimlere sahne olacağını gösteriyor. Böyle bir durumda Türkiye'nin güçlü bir hükümete sahip olması çok önemlidir. Bunu da garanti altına alacak bir sistemle tam da zamanında bugünlerde dile getiriyoruz. 50 yıldır devam eden bu tartışma, AK Parti'de 2002'de ortaya atmış olduğu tez nasıl oldu birden bire Türkiye'nin gündemine geldi diye sorulursa, iki önemli sebep var. Bunlardan birisi 7 Haziran seçimleridir.

7 haziran'dan önce hepimiz, gençler başta olmak üzere 2002'den beri Türkiye'de bir istikrar olduğunu sanki Türkiye daha öncede hep böyle istikrarlı bir sisteme sahipmiş gibi ve bundan sonra hep böyle devam edecekmiş gibi bir yaklaşık içerisindeydik. 7 haziran'da gösterdi ki bu istikrarın garantisi yok. Tamamen konjenktürel bir şeydir. Siyasi liderin varlığına bağlıdır. Sistem üretmiyordu bu istikrarı, 7 Haziran'da gördük.

Yine aynı şekilde artık vesayet baskı yedi, Türkiye'de askeri darbeler dönemi kapandı gibi şeyler düşünüyorduk hepimiz ama 15 Temmuz'da gördük ki, en ufak bir fırsatı değerlendirebilecek örgütlenmiş yapılar var. Niye? Çünkü, siyasetin duruşuyla vesayetin tasfiyesi yeterli değildir. Bunu kurumsallaştırmak, anayasal bir temele kavuşturmak lazımdır. TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Şentop: ''7 Haziran ve 15 temmuz hadiseleri, Türkiye'de köklü bir anayasa değişikliği hükümet sistemiyle hem istikrarın hem vesayetin tasfiyesini teminat altına alma zaruretini gösterdi.

Şentop sözlerini şu şekilde devam etti; ''Bunun için MHP ile birlikte hareket ederek bu anayasa değişikliğini milletimizin önüne koyduk. Bununla ilgili tartışmalarda büyük ölçüde karşı çıkanların başta Ana Muhalefet Partisi Genel başkanı olmak üzere yalan bazı bilgiler üzerinden bir algı oluşturmaya çalıştığını görüyoruz. Yalan, bilgilerin çarpıtılması suretiyle olabilir. Bir kısmının söylenmesi, bir kısmının saklanması suretiyle de yalan olabilir.

'' Barolar Birliği Başkanı biliyorsunuz, bütün avukatların vermiş olduğu aidatlarla Türkiye'yi geziyor. Hayır kampanyası yürütüyor. Halbuki avukatların bir kısmı da evet diyor. Mesela 100 bine yakın avukat var.

Bunların bir kısmı evet bir kısmı hayır diyor. Ama evetçilerin de aidatlarıyla başkan hayır kampanyası yürütüyor.Bunu bir hukukçu olarak objektif bilgileri değiştirmeden, bilgileri saklamadan yapsa farklı bir boyutta tartışırdık. Bunu da yapmıyor. Açık bir sahtekarlıkla Barolar Birliği, bazı bilgileri saklayarak bir algı operasyonu yapıyor. Bu hükümeti ve yeni hükümeti iki ayrı sütunda kaymuşlar.

Anayasanın 93. maddesi Barolar Birliği'nin web sayfasına girerseniz görebilirsiniz. Meclisin toplantı ve tatil zamanlarını düzenliyor. Tatildeyken, toplantıya çağırılmasıyla ilgili hükümler var. 93. Madde 4 paragraftan oluşuyor. Bu 93. Maddenin sadece ikinci paragrafında değişiklik yapmışız. Diğerlerine dokunmamışız. Hala onlar mevcut halini koruyorlar. Bu ikinci fıkrada diyor ki, meclis tatildeyken meclisi tatildeyken Cumhurbaşkanı çağırabilir. Nasıl çağırır? İki türlü ya doğrudan doğruya kendisi çağırabilir veya Bakanlar Kurulu'nun talebi üzerine çağırabilir diyor.

Biz Bakanlar Kurulu'nu çıkarttığımız için Anayasada geçen bütün yerlerde Bakanlar Kurulu'nu buradan da çıkarttık. İkinci fıkrada Cumhurbaşkanının tatil zamanında meclisi toplantıya çağırabileceği yazıyor. Ama üçüncü fıkrayı oraya yazmamışlar. Sonra altında yorum yapıyorlar. Diyorlar ki, meclisi itibarsızlaştırıyorlar tatil zamanın kendi kendini toplantıya çağıramayan bir meclisle karşı karşıyayız diyorlar. Halbuki üçüncü fıkrada diyor ki Meclis Başkanı da toplantıya çağırabilir.

Meclis Başkanı'da doğrudan çağırabilir veya milletvekillerinin 5'te birinin talebi üzerine çağırabilir diyor. Yani Meclis kendi kendini tatilde toplantıya çağırabiliyor. ''Benzer şeyi de Sayın Kılıçdaroğlu'nda da görüyoruz, bakın; bu metin 18 madde değişikliği çok detaylı ayrıntılı konular da var. Bunları da hukukçu olmayanların özellikle aklında tutabilmesi mümkün değil.

Ama bu 18 maddelik değişiklikle ilgili her şeyi unutun ama bir şeyi hatırlayın desek neyin hatırlanması gerekir? Başbakanlığı kaldırıyoruz. Başbakanlıkla Cumhurbaşkanlığını birleştiriyoruz. Her şeyi unutsanız bunu hatırlamanız lazım. Sayın Kılıçdaroğlu bir on-on beş dakika Başbakan ile Cumhurbaşkanı kavgasını anlatıyor yeni sistemde. Başbakanlığı kaldırıyoruz biz, en temel bilgi bu. Bunu bilmiyor, unutmuş. Arkasından iki gün boyunca Genel Başkan Yardımcıları durumu toparlamak için uğraştılar ama malum bu apaçık bir cehalettir. Bununla sen nasıl hayır kampanyası yürütüyorsun, şaşırdım.

Ben yakın zamana kadar böyle düşünmüyordum ama son zamanlarda bilgi hataları üzerinden yaptığı yanlışları görünce, acaba diyorum ki Sayın Kılıçdaroğlu, yanlış biliyor da onun için mi hayır diyor? Doğru bilse belki fikir değiştirip evet diyecek diye düşünmeye başladım.

O kadar söylediği şeyler metinle çelişen şeyler, yanlış bilgiler, yalan bilgiler ki bizde onun gibi bilsek bizde hayır deriz. Ama doğrusunu bilince hayır demek mümkün değil. Şimdi Kılıçdaroğlu'nun hayır demesi muhtemelen bu yanlış bilgiler yüzünden diye düşünmeye başladım.

En son işte Cumhurbaşkanı, meclisi feshederse diyor, halbuki fesih yok. Şu anki sistemde fesih var. Nitekim bunu yaşadık. 7 haziran'dan sonra, hükümetin kurulamaması sebebiyle Cumhurbaşkanımız meclisi feshederek seçime götürdü Türkiye'yi.

Bugün ki sistemde yok ama yeni sistemde biz çok farkı bir mekanizma öngörüyoruz. Bu mekanizma parlamenter sistemdeki fesih mekanizması değil, ondan çok farklı bir şeydir.'' dedi.

Programa AK Parti Silivri İlçe Başkanı Rıfat Kutlu SKM Başkanı Elif Koryürek ve yönetimi de katıldı.





Güncelleme Tarihi: 17 Nisan 2017, 14:52

özgün deniz

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner148

banner132