SİLİVRİ'DE GAZETECİ OLMAK

Bu haftaki yazım da çok uzun süredir kaleme almak istediğim ama çoğu zaman gündem konuları yüzünden ertelediğim  bir konu var. Biz gazeteciler ve Silivri’de ki basın camiası.. 

Yanlışlarımız, doğrularımız  biraz da özeleştiri de bulunarak bizim camiayı yazmaya karar verdim..
Öncelikle ''Gazeteci nedir kime denir?'' sorusunun kelime ve cümle  anlamını sizlerle paylaşmak istiyorum.

Gazeteciler, bir gazete veya derginin hazırlanmasında ve çıkarılmasında görev alan kişilerdir.

Gazeteci, haber ve bilgi kaynağına çabuk ulaşmak ve bu kaynaklardanedindiği bilgi ve haberleri okurlara sunma işini üstlenmiştir.

Gazetecinin bu görevini yapabilmesi için habere, olaya, olguya, belgeye ve bilgiye dayalı yazılar yazması gerekir. Bunun için de gazetecinin güvenilir kişi olması zorunludur.

Gerektiğinde hükümetlere ve güç odaklarına karşı savaşmayı göze alan insan,gazetecidir.

Gazetecilik, haberi doğru kaynaktan almakla yükümlüdür. Gazetecilik kulaktan dolma bilgilerle yapılmaz. Şantaj, karalama, kirletme, yalan haber, yıpratma gibi unsurları içermez. Gazeteci;  kanunlara saygılı, ahlaklı, namuslu, dürüst, çalışkan kişilerdir.

Beni Silivri yerel basını ilgilendirdiği için doğal olarak yerel basın hakkında yazabilirim.
Silivri'de basın üçe bölünmüş durumda, yandaş basın dediğimiz bir kısım gazeteci var, muhalif dediğimiz bir kısım var bir de bunların haricinde arada kalmış her iki tarafa da pek bulaşmayan genelde sessiz kalan bir kısım var.

En başta altını çizerek bir öz eleştiri yapmak istiyorum ben de dahil olmak üzere Silivri’de gazeteci olarak gördüğüm kimse yok.

Ama şunu da belirteyim uzun yıllardır gazetecilik mesleğinde emek vermiş çalışanlar var onlarında hakkını yememek lazım.

Yukarıda yazdığım gazetecilik mesleğinin kriterlerine uyan kaç kişi var Silivri’de..

Bir, iki belki üç…

Son iki aydır yerel gazetelerde çalışan ve gazete sahibi kişiler hakkında o kadar çok eleştiri ve yorum dinledim ki, gazetecilik yapmaya çalışan biri olarak çoğu zaman utandım çoğu zamanda nefret ettim bu işten.

En başta şunu belirtmeliyim zor bir mesleği icra etmeye çalışıyoruz. 

Haber yaparsın veya köşe yazarsın hedef olursun, düşman ilan edilirsin, yazmasın niye yazmıyorsun ‘’siz yandaş gazetecisiniz’’ suçlamasıyla karşılaşırsın.

Yazsan bir türlü, yazmasan bir türlü!

Gazetecilik, bazı siyasi partilerin maaşlı elemanı gibi davranmak olmamalı.

Gazetecilik, çay bahçelerin de cafe ler de kulaktan dolma dedikodularla da olmamalı.

Siyaset yaptığını zanneden ama siyasetten hiç anlamayan sırf gazetecilerle görüntü vererek; gündemde kalmaya çalışan birkaç sivri zekâlının verdiği ‘’aman benden duymadın’’  bilgisi ile sosyal medya üzerinden göndermeler yaparak ‘’Bak ben bunu öğrendim ayağınızı denk alın canımı sıkarsanız bildiklerimi yazarım’’ da olmamalı.

200-300 liralık reklam alamadıkları firmalar hakkında araştırma yapan buldukları en küçük olayda şantaj yapılması da gazetecilik olmamalı.

Özellikle, seçim dönemlerinde aday adayları ile gizli kapaklı (Ama ne hikmetse hiçbir zaman gizli kalmayan) yapılan görüşmelerde ‘’Elimde şu dosya var, bunları biliyorum’’ şantajları ile pazarlık konusu yapılan bir iş de olmamalı gazetecilik.

Kişilerin yaptığı kişisel görüşmeler ve pazarlıklar sonrası siyasiler tarafından ağıza alınmayacak yorumlar ve hakaretlere maruz kalan bir meslek de olmamalı gazetecilik.

Öte yandan yerel siyasetçilerle çok fazla yüz göz olup hatta bazıları hakkında muhalifleri tarafında bilerek sızdırılan bilgilerle şantaj yaparak günü kurtaran yetmedi borçlarını ödettiren pahalı hediyeler aldıran gazeteci de olmamalı.

Zamanında birçok siyasetçi ile iyi ilişkileri olan, paraya para demedikleri günlerde, al gülüm- ver gülüm olan, birçok isim şimdilerde bu mesleğin adını da kalitesini de yerle bir etmiş durumdalar Silivri’de.

Kamuoyunda çok efendi görünen gazetecilerimiz var birde bu camiada.
Kapalı kapılar ardında meslektaşlarını kötüleyen arkasından demediğini bırakmayan ama yan yana geldiğinde ‘’Canım arkadaşım, kardeşim’’ diyenlere ne demeli bilemiyorum.

Rekabet… Aslında hem iyidir hem de kötü, tatlı atışmalarla yapılan rekabetlere lafım yok ama hırs ve kıskançlıkla yapılan rekabetler her zaman kaybettirmiştir insanlara.

İşte bizim camiada böyle hırsları ve kıskançlıkları yüzünden güvenirliğini, itibarlarını kaybettirmiş “gazeteciyim” diyen kişilerle dolu bu aralar.

Basın camiasının içinde olmama rağmen bazen duyduklarım ve şahit olduklarım beni dehşetlere düşürüyor.

Asli görevimiz gereği kamuoyunu doğru bilgilendirmemiz gerekirken bazı gazeteciler siyasetçileri memnun eden haberler yaparak göze girme yarışındalar.

Toplumun değerlerini korurken içinde bulunduğu durumu görmeden bir başkasına atıfta bulunmak mesleki değerlerimizi yerle bir etmektedir.

Bir gazeteci düşünün geçen yıl ‘’Kadın döven başkan’’ diye manşet atarken Özcan Işıklar’ı yargısız infaz ederken, kendisinin aynı suçu işlediğini unutuyor ya da en azından empati bile yapmıyor.
(Işıklar’ın yaptığını onayladığımdan değil ama önce sen kendi yaptığınla hesaplaş sonra hesap sor derler adama)

En usta gazeteci benim diyenler var birde, Silivri Siyasetine iş dünyasına yön vermeye çalışan, hatta bazı siyasetçileri elindeki bilgilerle ayağına kadar getirten, yetmezse telefonla talimat verenlerden bahsediyorum.

İşte o siyasetçilere de acıyorum dışarıda ahkâm kesip sonrada kendilerini bu kişilerin elinde oyuncak eden aciz hallerine acıyorum.

Bir konuda hiç ama hiç mütevazi olmayacağım, Silivri'de bunu yazabileceğim üç kişi var ve bunlardan biride benim. Diğer ilçeleri bilmem ama Silivri'de hiç bir siyasetçi hiç bir iş adamı ile asla menfaat, çıkar ilişkisi nede bir para ilişkisi olmayan o üç gazeteciden biriyim. Bukadar iddalıyım bu konuda, ama işte bizim gazeteci camiası herkesi kendileri gibi zannettikleri için Özcan ışıkların benim gazetemin finansörü olduguna ve bana dolaylı yollardan reklam pasladıgına dair kendi hayal dünyalarında yarattıkları yalanlara kendileri bile inanır duruma gelmiş. 
Benim ne özcan Işıklara nede bir başkasına sizin gibi mecburiyetlerim olmadı Allah da oldurmasın.


Ayrıca, şunu belirtmek de de fayda görüyorum. Belki de çok ağır eleştirdiğim, gazetecilik yapmaya çalışan hiçbir basın mensubu bu işe başlarken, onlarında bu durumlara gelmek istediklerini hiç sanmıyorum. Onları bu duruma düşüren düzeni ve kişileri aslında eleştirmek gerekiyor. En başta da adına siyasetçi dediğimiz kişiler.
 
Neresinden tutsam elimde kalıyor.
  
YORUM EKLE

banner148

banner132