SATIŞ VE PAZARLAMA

Sayın Belediye başkanımız, başkanlık makamına oturmadan önce kaç kişi tarihçi olduğunu biliyordu. 

Bilenler de başkanımızın, Osmanlı tarihi mi?  yakın tarih mi? 

Cumhuriyet tarihi mi? Sanat tarihi mi? 

Hangi tarihi okuduğunu kim söyleyebilir?

Ama yoldan geçen kişileri çevirin sorun! Belediye Başkanımız ne iş yapıyordu?
Diye 100 kişiden 85 i satış ve pazarlama diye cevap verebilir? 

Şimdi, durup dururken niye sataştım! 

Yine ne istiyorum, değil mi?

Valla kötü bir niyetim yok! 

Millet Cumhurbaşkanımızdan diplomasını soruyor, biz bir iki tespit yapmışız çok mu? 

Ne yazık ki ülkemizin yıllardır kanayan yarasıdır.

Çocuklarımız istedikleri bölüme değil de puanları tuttukları bölümlere gidebilmektedirler yüksekokullarımızda! 

Sanırım Başkanımız içinde geçerli sayılır bu varsayımımız…

Bizler, başarılı bir şekilde yürüttüğü satış ve pazarlamalardan bahsedelim biraz.

Aslında, başkanlık öncesi kendini ön plana çıkaracak teknikleri kullanarak, pazarlama tekniğinin ne kadar kuvvetli olduğunu gösterdi.

Akabinde hemen satışlara geçti. “Onun gözünde her malın bir raf ömrü vardır. 

Ve bir kalite zinciri vardır.” Sözünden hareket geçerek, satışlarına başladı.
 
Öncelikle yola çıktıklarını yolda bulduklarına tercih ederek başladı. Tek, tek isim saymayacağım. 

Sizler şöyle düşünün, Başkanımıza göre herkesin işe yaradığı bir süre vardır. Süresi dolan gider. 

Genel de satışları pazarlıksızdır. 

Her şeyi paraya çevirmekle ünlüdür, çok tekniktir, elini sıcak sudan soğuk suya sokmaz. Aracı firmaları vardır. Onun adına alır ve satarlar. İstanbul’un en rantiye bölgesini idare etmek kolay mı? Ne zorluklarla karşılaştı.

Arazi mafyasıyla savaştı. Şu sözüyle çok ünlüdür. 

“Bize uğramadan gayrimenkullerinizi satmayın.”

Diyerek, halkımızın arazilerinin haraç mezat satışını önlemeye çalışmıştır.

Bakmayın siz arada bir komisyon kavgası çıktığına; herkes hakkına razı gelecek kardeş…

Dedik ya bütün iş pazarlama da diye! Siz, hiç gördünüz mü bir belediyenin bu kadar güzel pazarlandığını…

Bunu anlamak için müneccim olmaya gerek yok. Muhalefete bakın yeter… 

Algı tekniklerini iyi pazarladı. Herkes her şeyi çok güzel algıladı ama hiçbir şey görmek nasip olmadı kimseye.

Başkanın konuşmalarından bir kolaj yapıp, Silivri dışında ikamet eden birilerine dinletin. Size algıladıklarını şöyle sıralayabilirler. 

Silivri, üniversiteler şehri olmuş, turizm sektörü patlamış, giren çıkan belli değil. Tarımda; balkanların üretimine yakın bir üretimi yakalamış ziraat şehriyiz.

Sanayii de Gaziantep ve Kayseri illerini sollamışız. Yaşamanın çok güzel olduğu bir şehir…

Her dönem olduğu gibi her devrin adamları tarafından alkışlanan, yalanıp, yıkanan başkanımız. 

Bunca çalışmalarının ardından, arada bir dinlenmesi de gerekecektir tabi ki! Mütevazıdır, başkanımız öyle çok uzaklara gitmez.

Bulgaristan, Yunanistan gibi evin arka bahçesi niteliğinde olan komşu ülkelere geçer hani çağrıldığında, arandığında “ Geldim geldim” diyerek bir çırpıda gelip gitmesi için uygun görmüştür. 

Arkadaşlarıyla bir iki el kâğıt oynayıp, biraz papaz uçurup yorgunluklarını atarlar.

Öyle ketum biri değildir benim başkanım.  Paylaşmasını bilir, mesai arkadaşları için ne turlar düzenlemiştir. 

Mahalle muhtarları bile faydalı gezilere katılıp ne gözlemler yapmışlardır.

İşte, bütün bunlar pazarlama tekniğidir. Bu kadar pazarlamadan sonra satış daha da kolaylaşır. 

Ne dersin! 

“Bu işlerin takibini artık ekip arkadaşım yoldaşım yapmayacak, ekip dışından bir arkadaşımız takip edecektir…”

İşte bu tam bir satış tekniğidir. Çok şükür böyle bir teknik vuruşa maruz kalmadık bu güne kadar.
YORUM EKLE

banner148

banner132