SARI SICAK

 Dışarıda sarı sıcak bir hava var. Aylardan Ağustos! Kırlar, tarlalar, her yan sapsarı. Ayçiçekleri, yavaştan kurumaya yüz tutmuşlar.  Van Gogh severmiş bu rengi tablolarında sıkça rastlarsınız. 


Hani, “sarıııı” diye bağırsam; karşıdan, ne lacivert cevabı gelecek, ne de kırmızı! 


Karşıdan ağıt sesleri geliyor. Şehrimin ağıt sesleri, ülkemin ağıt seslerine karıştı. Sarı sıcak bir türküye dönüşmüş ağıtlar. 


Gencecik bir fidanı uğurluyoruz. Kaderin hangi halidir bu? İki yıl önce Bora’mızı uğurlamıştık aynı gün! Üst üste nasıl bir isabettir ki bu?  Bu kadar canımızı yakar… 


Oysa sarı sıcak Ağustos ayları, bereket ayıdır. Taban fiyatlar konuşulmaya başlanır. Köylümüz için harman sonudur. 


Düğünlerin başlangıcıdır. Köylerde çocukların saçları saman sarısıdır. Sarıkızdan sütü, arıdan balı alma zamanıdır.
Konuşulmaz taban fiyat. Beklentiler, umutsuzluğa dönüşür. Gizlice, korka korka fısıldayı veriyorlar şimdiler de köylümüzün kulağına. 

Öyle miydi eskiden? 

Sabah, köye haberlerle başlar taban fiyat konuşmaları akşam ajansına kadar devam ederdi. 

Eksik oldu, az oldu ama gübreyi ucuzlatacaktı, mazota zam yoktu. 

Son noktayı; Rahmetli, Sayın Bayar koyardı. “Bu kış komünizm gelecek dedi mi? Kimse daha fazla sorgulamazdı. 
Leylekler, erkencidir göçe. Kırlangıçların acelesi yoktur! Daha Ayçiçek harmanını görecekler.

Bıldırcınlar, geldi gelecekler. 

Bir Ağustos yağmuruna bakar. Bir gece de Rodop’lardan iniveriyorlar.

Sarı ayrılık derler. Birilerini uğurlarken, bir diğeri girer hayatımıza… 

Bazen insan kendisinden gider. Tutamaz kendini, “Ayakları götürüyor”  derler ya! İşte, o misal. Oysa ihtirasları götürür insanı, ayakların suçu ne? 

CHP’lidir ama kızmıştır birilerine Ak Partiye geçer. Ak Partinin en baba adamıdır ama ince hesapları vardır. Gider CHP’ye çalışır. Ne diyordu Rahmetli? “Yok” diyene bir kamyon göndereyim…

Sarı sıcak bir Ağustos günü, çarşı da çınarın gölgesine sığınmış bir köylü hayli kızgın hayli dertli bağırıyor. “Bugün on defa seçim olsun onunu da Özcan alır” diye inliyor çarşı. 

“Şimdi, biri çıkar cevap verir” diyorum. Yok, kimseden ses yok. 

Biraz daha kulak kabartıyorum. Yok, CHP’li değil ağam! Ak Partili maalesef…  “Herkes çarkın içinde diye bağırıyor.” Sıcak fena bastırmış ağamı… 

Sarı sıcak bir hava ve üstelik poyraz deli esiyor. Silivri’nin en ticari iki sokağı; Yemeniciler ve Mumhane sokaklar, harman yeri gibi tozdan göz gözü görmüyor, boğaz yapıyor, savuruyor. 

50 gün oldu diye dertleniyor esnaf. 

100 metrelik sokaklar bakımsız bırakıldığından, koca çarşı etkileniyor. 

Hoş, çarşımızda çöplük meydanı oldu ya!

Sarı sıcak tozlu topraklı bir Ağustos günü! 

Hiç kimse sözünde durmamış, idealler unutulmuş. 

Vah zavallı ülkem şehidine mi ağlar, kendine mi ağlar? Bilinmez. 

Havada bulutlar var, üç beş güne kalmaz, yağmurlar düşer, bıldırcınlar gelir.

Yavaştan yaz gider, biz bize kalırız. 

Biz bize ağlarız. Dün gibi. 2 yıl önceki gibi.
YORUM EKLE

banner148

banner132