LOZAN VE SÜLEYMAN ŞAH

 Sayın CumhurBaşkanımız 27. Muhtarlar toplantısında ‘’ Lozan’ı bize başarı diye yutturdular ‘’ dedi ve oturduk hepimiz araştırmaya başladık Lozan da neler oldu diye. 

Bu zamana kadar aslında kimse ilgilenmedi orada neler yazıyor ne maddeler var diye. Gündem oldu yine.

Şuan Lozan da yazan maddeleri hepimiz çok iyi biliyoruz öğrendik araştırdık peki öncesinden haberimiz var mı ?

Yani Sayın Cumhurbaşkanımızın dediği gibi Lozan’da mı kaybettik biz o adaları ?  

400 sene boyunca adaların idaresi Osmanlıda idi,İtalyanların Trablusgarp’ı işgal etmesi ile işin seyri topyekün değişti. 

Başarısızlıkla sonuçlanan işgal sonrasında elinde avucunda eve boş dönmek istemeyen İtalyanlar bu adaları işgal etti masa başında aldılar Trablusgarp’ı ve adaları.

Osmanlı boyun eğmek zorunda kaldı bu duruma çünkü kapısında bir Balkan Savaşı vardı. Hatta işin ilginç bir tarafı daha var İtalyanlara dediler ki ‘’siz bu adalarda kalın Balkan Savaşı çıkarsa Yunanistan dan korursunuz bizi.’’ 

Öyle bir ülke düşünün ki kendi topraklarını korumak için başka ülkeden medet umar hale gelmiş. Türk’ün Türkten başka dostu olmayacağını unutmuş gitmiş.

 Gel gelelim işler umdukları gibi gitmemiş ve 1. dünya savaşı çıkmış İtalyanlar ile farklı gruplarda olan Osmanlı devleti savaşı kaybetmiş adaların egemenliği tamamen İtalyanlarda kalmış.

Ardından 2. Dünya savaşında mağlup olan İtalya Rum vatandaşlarının ada da çoğunlukta olduğunu kabul ederek Paris barış konferansında adaları tıpış tıpış vermiş Yunanlı komşumuza. 

Düşünün ki ülke yangın yeri olmuş düşman ellerini ovuştura ovuştura toprakları alıyor yağmalıyor.

Kendi çıkarları için koskoca ülkeyi peşkeş çekenler mutlu tabi ama durumdan rahatsız olan insanlarda yok değil. Cepheden cepheye koşuyor o dönemde Mustafa Kemal Atatürk ve gemilere binip kaçanlar gibi yüz üstü bırakmıyor vatanını.

 Bağımsız bir ülke bırakıyor bizlere Osmanlıyı ecdadı kabul edip borçlarını üstleniyor Lozan’ın maddelerinde bu var hepimiz okuduk,öğrendik bunu değil mi ? İstese reddedebilirmiydi ? Burasını hiç birimiz bilemeyiz elbet.

Ecdadını yok saymak ne Mustafa Kemal Atatürk’e nede bizlere yakışır. 

Fakat doğru yorumlayıp iyi okumak gerekir böyle durumları yoksa yanlış bilgilerden, bilgi kirliliğinden bizden sonra gelecek nesilde yanlış öğrenmeye devam eder.

Dikkatli olmak lazım hele ki göz önünde olan insanlar için. 

Lozan tüm dünya ülkeleri tarafından resmi olarak tanınmamızın en büyük örneği ve en büyük galibiyetlerinden biridir.
O dönemdeki yokluk ve zorluklar altında alınan başarı bugün hakir görülmesi ayıptır bana göre.

Bu dönemde neler oldu peki ? Bunca teknolojik ve sanayi olarak imkanımız varken…

Suriye’nin Halep ilinin Eşme köyü sınırları içerisinde bulunan övüne övüne bitiremediğimiz ( ki övünmekte haklıyız ) Türkiye’nin kendi sınırları dışında sahip olduğu ekslav  statüsündeki tek toprak parçamız Süleyman Şah türbesini bir gecede sırtlandık geldik gerisin geriye. Işid tehdidinden dolayı. 

Lafı fazla dolandırmayalım o vakit kısacası toprak kaybettik. Bunu da herkese başarı diye açıkladılar. Şöyle geldik böyle kaçtık diyerek ballandıra ballandıra anlattılar.

Bu imkanlar doğrultusunda arkamıza bakmadan kaçıp geldiğimiz terk ettiğimiz toprağımızı. Bu gün yetkililer zorluklarla kazanılan yoktan elde edilen başarıları tenkit etmesi büyük hatadır,yanlıştır. İnanmak istediğim yanlış bilgilendirme olması yönünde. 

Bu kadar gerçek doğrular varken kendisi ile çelişen yöneticilerimizin daha dikkatli ve özenli olması gerekir çünkü nesiller sizleri takip ediyor.

Bu gündem değişiminde unutmamamız gereken işlerimiz hala var farkındayızdır işallah bunun çünkü hala işsizlik, ekonomik kayıplarımız tam gaz devam etmekte.

Geçmişi bir kenara koyalım artık geçmiş adı üzerinde geçmiştir.

Biz geleceğe bakalım Atatürk’ün bizlere işaret ettiği muasır medeniyetler seviyesine ülkemizi taşımak için mücadele edelim.

Mutlu,huzurlu bereketli bir hafta sizlerin olsun…
YORUM EKLE

banner148

banner132