Lale.. Bahçes Sineması

 Lale Bahçe Sineması

Sinema ile ilk tanışmam, Ali Çetinkaya Caddesi üzerindeki; Şahin fırının yanında bulunan, yazlık sinemadır. İlk Lale Bahçe Sineması burada idi. Biz onu hep Abdullah’ın sineması olarak bilirdik.(Rahmetli Abdullah Dirik) Şimdi yerinde, Yavuz Dirik’lerin döviz bürosu var.

Hemen yanında kasap Ayhan’ın dükkânı var, Bildiniz değil mi? İşte tam orası sinemaydı! İlk seyrettiğim filmin adı: Düşman Yolları Kesti. Osman. F. Seden’in yönettiği bu filmde, başrolleri Eşref Kolçak, Sadri Alışık, Nurhan Nur paylaşmışlardı. 

Sinema, yeni yerine taşındı ve Lale Bahçe Sineması olarak girdi hayatımıza… Hem de ne giriş! Binlerce çocuğunun hafızasında unutulmaz bir anı olarak kalacaktı. 

Fevzi Çakmak Caddesi üzerindeki Şahin Fırının, hemen yanından girilirdi. Dar uzun bir aralıktan elli metre kadar yürüdüğünüzde solda iki büyük porta kapı karşılar sizi. Solda makine dairesi sağda gişesi vardı. 

Biletçi arada bir değişir ama makinist, yıllarca hiç değişmedi… Kısa bir müddet önce kaybettiğimiz İsmet ağabeyimizdi; İsmet Tarin, Mekânı cennet olsun…

O yıllarda, Türkiye’nin belki de; en konforlu yazlık sinemasıydı! Bütün yazlık sinemalarda sandalyeler, yan yana dizilerek sıralanırdı. 

Bizim sinemamız farklıydı, çay bahçesi gibi masaları vardı. Etrafına 4 – 5 adet sandalye dizilir, aileler bu masalara otururdu. Bir yandan çekirdek çıtlar, bir yandan film izlenirdi.

Şimdi ki, Askerlik Şubesinin tam arkasında; kocaman bir beyaz duvar vardı. O yılların meşhur sinemaskop filmleri ancak bu perdede izlenebilirdi.

Hatırımda kalan bazı filmleri sıralayabilirim. Çoğunluğu siyah beyazdı zaten… Charlton Eston başrol oynadığı Ben Hur ve yine Charlton Eston ile Yul Brayner başrollerini paylaştığı On Emir, 1960 yapımı olup; başrollerini, Yul Brayner, Steve Mc Queen, Charles Bronson, James Coburn gibi ünlülerin oynadığı Yedi Silahşorlar, Samson ve Dalila, Tarzan gibi yabancı filmleri sayabilirim. 

Ancak, yerli filmlerden Hıçkırık filmi dört hafta üst üste oynamıştı. İlk defa; bir filmde, İki ünlü jön başrolü paylaşıyorlardı! Ediz Hun ve Kartal Tibet bu filmde bir araya gelmişti Hülya Koçyiğit filmin aktristi idi…

Bir ay boyunca hıçkırdı Silivri! Ayhan Işıklı, Belgin Doruklu, Vahi Özlü, Küçük hanımefendi filmleri, Nuri Sesigüzel filmleri gelirdi. O yılların İbrahim Tatlıses’i idi.
Çirkin Kralın tüm filmlerini izlemiştik. Umut filmini izlediğimizde; bazı duygularımızı yeniden sorgular olmuştuk…

Sinema çıkışı da bir başka olaydı! Sinema sonrası herkes sözleşmiş gibi Sayanora pastanesi’ne gider; dondurmasını alanlar, çay bahçelerine inerdi…

Lale Bahçe Sinemasının bir ağırlığı vardı! Orası yalnızca bir sinema değil, o yılların bir sanat ve gösteri merkezi sayılırdı. Çeşitli kuruluşların getirdiği konserler orada icra edilir. Parti ve dernekler büyük toplantılarını burada yaparlardı.

Tarih, 1965’i gösterdiğinde İlçemizde yeni bir akım başlıyordu! Çeşitli dernek ve kuruluşlar, toplu sünnet şölenleri düzenliyor ve bu alanda rekabete gidiyorlardı. En ünlü sanatçıyı kim getirecek, en uzun konseri kim düzenleyecek, en fazla sünnet iştirakini hangi dernek alacaktı. 

Avcılar derneği, Esnaf ve Sanatkârlar derneği ve Silivri Belediyesi’nin Sünnet Şöleni rekabetleri unutulmazdı… Yanılmıyorsam, bir sefere mahsus Turizm Derneği de düzenlemişti. 
Her şölende, 100 ila 200 çocuk sünnet olur, konserler sabahın ilk ışıklarına kadar sürerdi.

Sanatçılar mı? İşte Rekabetin en can alıcı yeri burasıydı! Gelecek olan sanatçılar, haftalar öncesinden belirlenir, halkımıza ilan edilirdi. Sünnet evlerinde bir telaş başlar, hangi derneğe kayıt yaptırmak gerekliliği üzerine tartışmalar yaşanırdı.


Hafif Müzik dalında, o yıllarda Silivri’mizde; çok fazla dinleyicisi olmasa da; yinede hatırı sayılır bir gençlik kitlemiz vardı. 

Beyaz Kelebekler bu konserlerin vazgeçilmezi idi. Mavi Işıklar, Durul Gence orkestrası, Süheyl Denizci orkestrası, Rıza Silahlıpoda orkestrası, çalmış, Ajda Pekkan, Arzu Okay, Deniz Akbulut, Hale Hanzade, Piraye Uzun, Serpil Örümcer, Semiramis Pekkan, Alpay, Berkant, Ertan Anapa, Erol Büyükburç, Hayko ve juanito sahne almıştı. Bu sanatçılarımıza Ateş Böcekleri, Uğur Böcekleri ve Kırmızıturplar gibi parodi grupları eşlik ederdi.

Sinemamız, bazen bütün Silivri köylerini içine toplar, Yağlı güreş müsabakalarına ev sahipliği yapardı.

Her geçişimde içimde bir şeyler kıpırdar. Sanki ismim anons edilecekmiş gibi gelir O yöne dönüp bakarım. 1969 yılı yazı geçer gözümün önünden…

Duvarları yıkıldı! Duvarlarına komşu evlerde yıkıldı. Geceleri geçerken kulak kabartın inceden bir yaylı tanbur sesi duyacaksınız. Ercüment Batanay beyefendi taksim geçiyor, Yorgo Bacanos’la göz göze geliyorlar, Yorgo Kanununa okşar gibi dokunuyor ve
Şarkı yavaşça dökülüyor dudaklarından, Behiye Aksoy’un…

Avuçlarımda hala sıcaklığın, sıcaklığın, sıcaklığın var inan/ Unuttum dese dilim yalan, yalan vallahi yalan, billahi yalan/ Hasretindir içimde hep alev, alev hep alev, alev yanan…

Bu şarkı, Lale Bahçe Sinemasının şarkısıdır! Onlarca sanatçı, Yüzlerce kez ve yıllarca okudular. Bu şarkı okunmazsa o konser verilmemiş; o şölen, yapılmamış sayılırdı.

Evet, geçerken kulak verin, sadece bu şarkıyı duyacaksınız. Çünkü bu şarkı sinemanın içinde takılı kalmıştır. Birazcık dikkat ederseniz, eminim ki; sizde duyacaksınız…
YORUM EKLE

banner148

banner132