KUTSAL İTTİFAK

 İç içe geçmiş olaylar zincirinden hangisini başlığa çıkaracağımı şaşırdım. İlla ki bir başlık adı altında okumak isterseniz, “Kutsal ittifak” diye bir başlık attım.

Bir Silivri Spor düşünün! Bunca yıldır belli sayıda sporseverin, birkaç fanatik taraftarının dışında kimse aramaz, sormazdı Silivri sporumuzu…  31 yıl geçmiş aradan, kaçımızın aklında kalmıştır. Ne zaman çıktığı, ne zaman düştüğü? Göremeyince, hafızalarımızdan silinen sporcuların, yöneticilerini!

Örneğin bir kaleci Yunus'u kaçımız hatırlar. Ya Çeloviç, kaç kişinin aklında kaldı. Kaç sefer gelir aklımıza Kahraman kaptan! Unuttuk bile…  Kahraman, dedim de şu son olayların kahramanlarına bir göz atalım mı?
Günlerce süren kavganın son dakikasını bekledim…  Yazmadım!
Evet, herkesin bildiği gibi şampiyon olmuş bir kulübü öyle bir hale getirdiler ki kulüp bile şampiyon olduğuna bin pişman olmuştur. Ne şampiyonluk sevinci, nede itibarı kaldı…
Neden, herkes kulübün şampiyonluğu ile değil de yönetimi ile ilgilenmeye başladı? Şampiyon olmamış da küme düşmüş, dibe vurmuş bir takım muamelesi gördü.
Bütün bunların ötesinde tepkisiz toplum merkezi Silivri, yine uzaktan izliyor, kendisi adına yapılanları umarsız ve de duyarsız bir şekilde seyrediyordu. Her zaman ki gibi!
 Geçen yıl bu kulüp araç mezat satılıyordu. Hem de usulsüzlükler diz boyu idi! Bakıyorum, bugün “Silivri Spor asla yalnız değildir” sloganları atanlar o gün, o satış olsaydı; Silivri’nin adı FMS Yaşam Spor olduğunda Silivri yalnız değildir diyebilecekler miydi?

Yok, canım hiç sanmıyorum. Seyredeceklerdi! Nasıl yani? Diyebilirsiniz…
Silivri Sporun kulüp ve futbol bölümünü özetlemiş olduk sanıyorum… 
Lütfen, diyerek çağrılan ama ortadan kaldırılarak yok edilmeye çalışılan şampiyon bir kulüp başkanını düşünün. Neden iki hafta önce istifa etmedi diye linç edilme noktasında gönderildi. Yönetim kurulu istifa ettirildi.

Zaten adlarını Belediye Başkanı zikretmişti yönetime girerken, iki dudağının arasından da istifa ettirdi. Hiç biriniz duydunuz mu, mazeretini beyan edeni? Yok, sadece biri kalktı kızgınlığını beyan etti. O kadar!
Belediye Başkanı, işin başından beri olayların içindedir. Onun tepkilerini ve kurgularını anlayabilirim. Siyasi kaygıları olabilir. Ama Metin Karakaş ve Hüseyin Turan kutsal ittifak içinde olmalarını hiç anlayamadım. Neymiş efendim, konu Silivri spor olunca bir araya gelinirmiş. Biz de yedik bu geyiği… 
Yani siyasi kaygı, kutsal bir ittifakı başlatmış oldu. Ya sevgili Metin Karakaş’a ne demeli? Silivri’nin ağabeysi makamını hızla boşalttı. E bravo doğrusu. Silivrililer de boş durmadı o makama Akgün Duru’yu oturtuverdiler…
Artık siyasi arenamızda Sayın Kalko’nun savaş arabaları da saf tutacaktır.
Beni, Silivri Sporun akıbeti düşündürmüyor! Kuralları ve sonuçları belli olaylardır bunlar. Sayın Ümit Kalko’nun konuşmasının arasına sıkıştırdığı bir cümle var!

Bunu da bizlere söylerken, Silivri’ye ve Silivrililere yapılacak bir “güzellik” olarak sundu… “Silivri’ye vakıf kuracağım” dedi…

Silivri’nin futbol sever siyasetçi ağabeyleri sizler bunu düşündünüz mü hiç! Nedir bu vakıf? Ne yapar? Nasıl çalışır? Çok derin anlamlar çıkıyor…
Ha bir de eski yöneticilerle, yeni yöneticiler bir araya gelmişler,

Silivri Spor için el ele demişler! Siz ne sandınız? Kanlı bıçaklı mı olacaklardı. 

Gidenler de gelenler de Sayın Işıklar’ın listesidir.

Ak Partililer tarafından da görülmüştür ve onaylanmıştır.


Belediye başkanımız, “biz büyük bir aileyiz” dediğinde bunu söylemeye çalıştığını anlamış olduk şimdi.
YORUM EKLE

banner148

banner132