KASAP CAN DERDİNDE

 Kasap et derdinde, kedi can derdinde. Bildik atasözünde ki rolleri değiştirelim dedik! Kasap can derdinde kedi et derdinde oldu.

Nereye uyarladığımızı da söyleyelim…  Belediyemizin, satışa sunduğu 36 adet arsa satışlı ile ilgili olarak alınan iptal kararları açıklandıktan sonra durum; yukarıda rollerini değiştirdiğimiz atasözüne döndü.

Kasap can derdin de kedi et derdine düşmüştür.

 Bu et öyle bir et değil parası verilerek alınan bir et. Kasap kendi canını kurtarmak için 50 tane takla atıyor ve çok üzgünüm, bilemedik ayaklarına yatıyor. 

Peki, gerçek öyle mi?

Pek de değil hani!

Sayın Belediye başkanımızın, bir 15 yıllık belediyecilik tecrübesi var.

Üstelik onun döneminde yakın beldelerimizin birinde buna benzer bir olay yaşandı. Bırakalım mevzuatı, maddeyi! Bir de bunun vicdani boyutu var. 

Halkın arazilerinden imara açarken neredeyse yarı yarıya ellerinden alıp, yine o bölgedeki insanların hizmeti için kullanacağın arazileri arsaya çevirip, usulsüz satış yaparak halkı mağdur etmek ve devletle karşı karşıya getirmek gibi bir gaflet düşmek kamu vicdanını yaralarken, kendi vicdanlarında sorgulanmamıştır diye düşünülmektedir. 

Bu tür arsaların alıcıları önceden belirlenmiş olup, bir kaçı da her şeyden habersiz olan tasarruf sahibi olan kişilere satılmıştır. Bu kişilerin haklı isyanlarını izlemekteyiz.

Bu kişilerin hukuk karşısında ezgin hale getirilişlerini izlemekteyiz. “Bundan sonrası işiniz devletle” diyerek mağdur edilişlerini izlemekteyiz. 

Geçtiğimiz günlerde bir feryada kulak verdik! Teselli olsun diye de dedik ki: Fazla üzülmene gerek yok nasıl olsa paralarınızı güncelleyip ödeyecekler! Feryat, kızgınlığa dönüştü. Bize arsalarımızı vermeden önce topladıkları bağışları da ödeyecekler mi ki?

Dediğinde sadece bir arsa almış bu insanımızdan alınan bağışı düşündüğüm de 4-5 arsa birden alanların yaptığı bağışlar geldi aklıma. 

Himmet etmenin sınırı yok! Alan razı da veren cayıveriyor işte.

Yani, kedicik etin hesabını yapmaya başladı ama kasabın can derdi nerelere erdi acaba?

Yakınlarda, bir Rahşan affı da yok görünen! 

Ceza sistemimiz de bu tür hukuk dışı işlemlerin cezaları paraya çevrilmekte midir? Bilemiyoruz tabi ki de…

Bildiğimiz tek bir şey var. Konunun direk kendisini ilgilendirmediğidir. Bu gibi olayları asla sahiplenmeyen ve arkasında durmayan bir düstura sahip olduğudur. 

İşte, güvenilir bularak koltuğunu emanet ettiği arkadaşlarına, ne kadar güvenle yaklaşacağıdır? Bu konuda gösterdiği birkaç hadise üzerindeki hassasiyeti izlemiş bulunmaktayız. 

İşte, kasabın can derdi; kedinin et derdinden çok daha büyük gözüküyor. Son bayram tebrik kartını gördünüz değil mi?

Neredeyse, üzerinde bir “ayetel kürsi” yoktu. 

Biz de buna Selanik sendromu diyorlar. 

Bizce yapılacak tek şey var. Kasapla kedi karşılıklı oturup anlaşacaklar. 

Herkes himmetini helal edecek arkadaş….

Kasap et derdinde, kedi can derdinde. Bildik atasözünde ki rolleri değiştirelim dedik! Kasap can derdinde kedi et derdinde oldu.

 Nereye uyarladığımızı da söyleyelim…  Belediyemizin, satışa sunduğu 36 adet arsa satışlı ile ilgili olarak alınan iptal kararları açıklandıktan sonra durum; yukarıda rollerini değiştirdiğimiz atasözüne döndü. Kasap can derdin de kedi et derdine düşmüştür.

 Bu et öyle bir et değil parası verilerek alınan bir et. Kasap kendi canını kurtarmak için 50 tane takla atıyor ve çok üzgünüm, bilemedik ayaklarına yatıyor. 

Peki, gerçek öyle mi?

Pek de değil hani!

Sayın Belediye başkanımızın, bir 15 yıllık belediyecilik tecrübesi var. Üstelik onun döneminde yakın beldelerimizin birinde buna benzer bir olay yaşandı. Bırakalım mevzuatı, maddeyi!

Bir de bunun vicdani boyutu var. 

Halkın arazilerinden imara açarken neredeyse yarı yarıya ellerinden alıp, yine o bölgedeki insanların hizmeti için kullanacağın arazileri arsaya çevirip, usulsüz satış yaparak halkı mağdur etmek ve devletle karşı karşıya getirmek gibi bir gaflet düşmek kamu vicdanını yaralarken, kendi vicdanlarında sorgulanmamıştır diye düşünülmektedir. 

Bu tür arsaların alıcıları önceden belirlenmiş olup, bir kaçı da her şeyden habersiz olan tasarruf sahibi olan kişilere satılmıştır. Bu kişilerin haklı isyanlarını izlemekteyiz.

Bu kişilerin hukuk karşısında ezgin hale getirilişlerini izlemekteyiz. “Bundan sonrası işiniz devletle” diyerek mağdur edilişlerini izlemekteyiz. 

Geçtiğimiz günlerde bir feryada kulak verdik! Teselli olsun diye de dedik ki: Fazla üzülmene gerek yok nasıl olsa paralarınızı güncelleyip ödeyecekler! Feryat, kızgınlığa dönüştü.

Bize arsalarımızı vermeden önce topladıkları bağışları da ödeyecekler mi ki? Dediğinde sadece bir arsa almış bu insanımızdan alınan bağışı düşündüğüm de 4-5 arsa birden alanların yaptığı bağışlar geldi aklıma. 

Himmet etmenin sınırı yok! Alan razı da veren cayıveriyor işte.

Yani, kedicik etin hesabını yapmaya başladı ama kasabın can derdi nerelere erdi acaba?

Yakınlarda, bir Rahşan affı da yok görünen! 

Ceza sistemimiz de bu tür hukuk dışı işlemlerin cezaları paraya çevrilmekte midir? Bilemiyoruz tabi ki de…

Bildiğimiz tek bir şey var. Konunun direk kendisini ilgilendirmediğidir.

Bu gibi olayları asla sahiplenmeyen ve arkasında durmayan bir düstura sahip olduğudur. 

İşte, güvenilir bularak koltuğunu emanet ettiği arkadaşlarına, ne kadar güvenle yaklaşacağıdır?

Bu konuda gösterdiği birkaç hadise üzerindeki hassasiyeti izlemiş bulunmaktayız. 

İşte, kasabın can derdi; kedinin et derdinden çok daha büyük gözüküyor.

Son bayram tebrik kartını gördünüz değil mi? Neredeyse, üzerinde bir “ayetel kürsi” yoktu. 

Biz de buna Selanik sendromu diyorlar. 

Bizce yapılacak tek şey var. Kasapla kedi karşılıklı oturup anlaşacaklar. 

Herkes himmetini helal edecek arkadaş….

YORUM EKLE

banner148

banner132