FİGÜRANIN DÜGÜNÜ

 40 yıl önceydi, parlamento da bir fıkra dilden dile dolaşır olmuş, hatta ülke nezdinde şöhrete ulaşmıştı.
1970 yılların ortalarıdır. Ankara’ya opera gelmiştir. Tabi ki ilk gösterim parlamenterleredir.

Gelmiş olan opera 1784'te Pierre Beaumarchais, tarafından Fransızca olarak yazılmış, 1786'da Wolfgang Amadeus Mozart tarafından bestelenmiş; librettosu Lorenzo Da Ponte tarafından hazırlanmıştır.

Netice de Ankara’ya gelir…

İki milletvekili arasında geçer konuşma!

Operadan haberdar olan Milletvekili; yanındaki arkadaşına döner ve sorar…  Akşam Figaro’nun düğününe gittiniz mi? Olaydan bihaber olan Sayın vekil bilmediğini çaktırmaz ama sorusunu da cevaplar arkadaşının!

 “İşim vardı, gidemedim ama çiçek gönderdim.” Diyerek, tarihe not düşecek olan bir opera fıkrasına imza atacaktır.
İki gündür Bir hakan Şükür’ü linç furyasıdır gidiyor! Son noktayı Sayın Cumhurbaşkanımız koydu! “Kulüpten uzaklaştırılmalarını az buldum” diyor. Hakan Şükür ve Arif Erdem İçin.

Koskoca mektebi Sultaninin şanlı Osmanlı tarihinde hain edildiğini bilen var mı acaba?

 25 Kasım 1918 günü Karaköy Limanına yanaşan Fransız zırhlısından F.DEsperey adında (daha sonra istanbul işgal Komutanı olarak anılacak)‚ Fransız işgal Komutanı iner ve ertesi gün Mektebi Sultaniyi (6s lisesi) ziyaret eder.

Bu olay İstanbul’da esefle kınanmış ama buna rağmen, okul müdürü Salih Arif Bey‚ dEspereye ve Fransız sefirine hitaben konferans salonunda bir konuşma yapar:

“Askeri meziyetleri bütün dünyaca tasdik edilmiş olan büyük bir komutanı selamlamak bizim için büyük bir bahtiyarlıktır. Vaktiyle Fransa’nın yardımlarıyla yapılan bu mektep memleketimize birçok önemli şahsiyetler yetiştirmiştir. Bu mektebin eski bir talebesi olmam hasebiyle müessesedeki uygulamaların izini takip etmeye çalıştık. Diyerek, DE sperey methiyeler düzmüştür.

 Alabildiğince şımartılan Franchet DEsperey‚ 25 Kasımdaki girişini çok gösterişli bulmamış ve özellikle İngilizlere ve Türklere mesaj verecek olan 2. gelişi 8 Şubat 1919 yılında gerçekleşmiştir.

 7 Şubatta Mısırdan kalkıp İstanbul’a gelen İngiliz Komutan Allenbyden sonra‚ 8 Şubatta ise Fransız Komutan Franchet DEsperey şehre çok küstahça bir gösteri ile girmiştir. Fatih Sultan Mehmet’in şehre girdiği kapıdan‚ surlar içerisinden beyaz bir atla‚ azınlıkların çılgın gösterileri arasında‚ Türk sancağını çiğneyerek şehre girmiştir.

Evet, tarihin tozlu sayfalarında Vatan haini mektebi Sultani diye anılır! Hani insanın sorası geliyor, yolu hasbelkader Galatasaray futbol takımından geçmiş ve futbol tarihi başarılarla dolu bir futbolcusuna yapılana bakın. Vurun kahpeye!

Yukarıdaki tarihi vakayı niçin anlattım? Bunun için, bırakın her şeyi, silin Tevfik Fikret’i de yıllarca müdürlüğünü yapmıştır, Mektebi Sultaninin! Padişahlara kafa tuttuğu yetmezmiş hiç kimseyi hatta sarayı beğenmezdi.

Hadi onu da solculuktan yargılayın ve atın, Silin Tarihinizden. Yok, olmaz yapamazsınız. Sultanların yapamadığını siz hiç yapamazsınız.

Aslında biz neyin ıstırabındayız biliyor musunuz? Hakan Şükür’ün duruşunun!

“Benim yerim hoca efendinin yanıdır…” Diyerek net tavrını koydu! “Kandırıldık” demedi. Diyebilirdi de…

“Kandırıldık” diyenler yargılanmadan beraat ettiler! Hatta memleket yönetiyorlar.

O kadarcık da mı kafası çalışmadı şu Torinolunun?

Bakalım mı?

Nikâh resmi düştü internete!

Sayın Cumhurbaşkanımız o yıllarda Başbakan sıfatıyla nikâhını kıyıyor Sayın Şükür’ün, Fethullah Gülen hocası da nikâh şahitliğini yapıyordu. Sayın Cumhurbaşkanımız, sonraki yıllarda da Hakan Şükür’ün milletvekilliğini onaylayacaktı!

Hakan şükür, milletvekili olurken bir figürandı. Bir yanı Fethullah Gülen, diğer bir yanı ise Tayyip Erdoğan’dı…

Milletvekilliği, konu mankenliği gibi bir şeydi. Öyle de oldu! Kolundan tutup ,  şehir şehir gezdirdiler. Silivri sokaklarında karşılaşmıştık.

Futbolculuk yıllarından kazandığı ile vekillikten kazanacaklarından çok futbolcu yorumculuğundan alıyordu. Her ay milyarlarca lira cebine indiriyordu. Milletvekilliğini düşündüğünü sanmıyorum!

Fethullah Hocası istedi böyle oldu!

Hatırlar mısınız? İtalya’ya, Torino’ya giderken çok hoş bir sözü olmuştu. “seccademi alır giderim” demişti…

15 Temmuzda figüranlığı sona erdiğini düşündüğünde ABD’ye uçan halısına atlayıp gitti…

Oysa Figüranlığını burada bitirmediler. Esas oğlandan kötü adam rollerine çekiverdiler! Kaçması işe yaramıştı!

 Kaç kişi aklandı peşinden, herkes “kandırıldık” derken o kaçıyordu. Ve halkı, Hakan Şükür’le korkutmaya başladılar!

Gördünüz mü bakın? Hain bu işte! Ah  bir dönse “ hemen asarız keseriz” diyerek halka  gözdağı veriliyordu. Yani akıbetinizi görün diyorlardı.

 40 yıl önce Figaro’nun düğününe gidemeyenler, Figüranın düğününde hepsi bir arada idiler.

Neden yoktuk? Çünkü bizler, kınayı uzaktan seyretmiştik! Düğünün sonu önceden belliydi zaten. Âdetimizdir, her düğünün sonunda mutlaka kavga ederiz.

Yine öyle oldu, Kasımpaşalı düğünü dağıttı.

Sizin anlayacağınız, mevzu çeyrek altın değildi yani…
 
YORUM EKLE

banner148

banner132