DOMBRA

 Bakın, Cumhurbaşkanımızın Yenikapı davetini şartlı kabul eden Sayın Kılıçdaroğlu’nun şartlarından biri de neymiş?  “Dombrayı çalmazsanız gelirim” demiş…

Söyleyecek sözüm yok!

Fethullah Gülen konusunda ser verip, sır vermeyen CHP Genel Başkanından da itiraf bekliyoruz…
Fetö cemaati'nin, ABD'deki çatı kuruluşlarından, Türk-î Amerikan Birliği'nin (TAA) yöneticileriyle TAA'nın ofisinde buluşan ve beraber kahvaltı yapan Kılıçdaroğlu'nun, hangi konularda konuştukları ise gizli tutuluyor. (04.12.2013 Evrensel)

Ya, “ekmek için Ekmelettin”  diye yırtınan Kılıçdaroğlu için ne demeli.
Kendisinden de “kandırıldık” itirafı bekliyoruz. 
Hem de ne kandırılma, nereden mi anladım? 

Google a bir girin, CHP’den fethullah Gülen’e görüşmeye gidenler yazın bakalım kaç tane chp ile ilgili yazı bulacaksınız? 

Hepsinde “kaldırılmıştır.” ibaresini göreceksiniz. 

Üç gün öncesine kadar kapısında kuyruktular, Fuat Avni ile pazarlık yapıyorlardı…
Bu gün o meydanlarda ne diye bağıracaksınız? Çok merak ediyorum!
Bu günkü Hürriyet gazetesi ( 07.08.2016 pazar) Sayın Cumhurbaşkanımızın sözlerini manşetten vermiş. “Bu iş bitmedi” diyor. 

Evet, Sayın Cumhurbaşkanımız! Bitmez, bitirmezler bu oyunu  uzun zamandır hazırlanıyorlardı. 
1994 yılından beri Dünya ya operasyon yapan Emperyalizmin (Soros Devrimleri) bizi öyle bir çırpıda geçeceklerini hiç sanmıyorum. 

Yeni başladılar diyebiliriz. Önümüze sadece Fethullah Gülen resmini koyarsak büyük yanılırız. Büyük fotoğrafa bakmalıyız. Hem de hep birlikte bakmalıyız. 

Bu, sadece bir ülkenin liderine yapılan bir darbe olarak algılanmamalı. Bu bir ülkenin başta tarihi olmak üzere, tümünü ortadan kaldırmak üzere yapılan bir darbedir. 

Lütfen, “ bu iş bitti” algısıyla geçiştirmeyelim.  

Sayın Cumhurbaşkanımızın darbe sürecinde hatırladığı ve hatırlattığı bir cümle var bize “ Başkomutan benim “ dediği cümle! Evet,  Anayasamızda var bu. Savaş zamanlarında Başkomutan kendisidir. Biz de kendisine bir hatırlatma yapalım istedik…

30 Ağustos Zafer bayramı olarak bildiğimiz bayram kutlamalarının kaldırıldığını okuduk basınımızdan…
Oysa 30 Ağustos sadece bir bayram değildir.

30 Ağustos bir savaşın sonucunu ilan eder. Nedir bu savaşın adı… Başkomutanlık meydan muharebesidir. Şu an da sizin başkomutanlığınızda, Türkiye bir meydan muharebesi veriyor. 

30 Ağustosu en iyi sizin anlamanızı hatırlatırken, diğer bir Başkomutan Mustafa Kemal’in, Emperyalizme karşı vermiş olduğu bir meydan muharebesinin zaferini kutlamak; bir Başkomutan olarak size de bu millete de çok yakışacaktır. Temennimizdir.

Sayın Cumhurbaşkanımın son söylemlerinden birine daha değinmek istiyorum.

“Ciddi mana da yanılgıya düşmüşüz Allah bizi affetsin” diyor,  ve bir diğer yorumu da  "Bu hain örgütün gerçek yüzünü önceden ortaya dökememenin üzüntüsü içindeyim. Bundan dolayı hem Rabbimize, hem milletimize verecek hesap olduğunu biliyorum."diyor.

Aslında Sayın Cumhurbaşkanımızı gösterdiği bu yüreklilikten ve duruşundan ötürü kutlamak gerektiğini,  sonuna kadar arkasında duracağımızı bilmesini istiyorum. Kendisini, mutlaka Allah’ta affedecektir. Bu millettin vicdanı da… 

Oysa benim beynime kazınmış iki kelimelik bir cümle var ki; vicdanımı kemirir durur!

17-25 Aralık tarihlerinde ettiği itirafı kendi vicdanına kabul ettirebilecek mi?

 Ne demişti Sayın Cumhurbaşkanımız “Ne istediler de vermedik” demişti. 

Evet, Başkomutanlık odasını (Kozmik odayı) eline bir kâğıt parçası tutturulmuş bir adama açıyordu. 

Yani Başkomutanlığının sırlarını, ülkesinin sırlarını, daha doğrusu bu ülkenin mahremiyetini ortaya sermişti.

 Şimdi sorarım O beyefendinin de ortaya çıkıp ben ne kadar ahmakmışım demesi hangi vicdanları rahatlatır?

İşte bu kanıma dokunuyor, mantığıma sığmıyor. Sadece bu konuda, kendinizi,  kendi vicdanınızda sorgulayın…

Bu gün nasıl ki bu ülkeyi ve insanlarını Yenikapı mitingi ile taçlandırıyorsanız. Türk devleti için kutsal sayılan Başkomutanlık meydan muharebesini de gündem de tutun. Kutlayın, kutsayın… 

Demokrasi nöbetlerimizi de yeni anayasamızı hazırlarken unutmayınız… 

Bu arada, Rusya Devlet Başkanı Putin’in Sayın Cumhurbaşkanımıza söylediği iddia edilen birlik çağrısı da bana tarihten bir sayfa hatırlattı.

 Önce ne diyor Putin? “Asya’da ki Türk devletleri ile birlikte yeni bir birlik kuralım. Birliğin başına da siz geçin ” diyor. 

Olur mu? 

Olmaz mı? Hem de çok güzel olur ama benim aklım, rahmetli Adnan Menderes’e gitti… 
 4 Ağustos 1958, Amerika gönderdiği yardımları har vurup harman savurduğunu iddia ederek 2.4 TL olan doları 9. TL’ye çıkarmış yapılan bir çok anlaşmayı da askıya almıştı. 

Karşılığında da rahmetli Menderes’in Amerika’ya karşı,  Rusya kartını açması ve Amerikalıların Türk ordusundaki generaller için “bizim çocuklar” iması, havayı iyice germiş ve Menderes’in, “gerekirse onbaşılarla yönetirim” sözü generaller için “darbe” daveti olarak kabul edilmiştir. 

Yani oyunu çok iyi okumak gerekir. Bitti dediğiniz anda sahaya sürecekleri o kadar çok oyuncu ve oyun var ki! Şimdi birlik zamanı, siz Cumhurbaşkanım, biz hep arkanızda duracağız yeter ki siz duracağınız yeri bilin… 

Bu millet yurdunu ve reisini asla bırakmaz. Tıpkı tarihte olduğu gibi. 

O Afyon da; ordular, İlk hedefiniz Akdeniz demişti! Çanakkale’de conk bayırında; ölmeyi emretmişti.

Ve bir millet beraber uyanmıştık! Bu yüzden büyük taarruzun adı, Başkomutanlık meydan muharebesidir. 

26. Ağustos 1071 ve 26 Ağustos 1922 Türkün meydanlarda zafer yaşadığı tarihlerdir. 

Üç kelimede vazgeçemezsiniz. 

Üç vakte kadar da erteleyemezsiniz.

Bence Türkiye şimdi, bir büyük bir taarruz daha yaşadı.

Zaferinizi de bir üçüncü 26.ağustos olarak daha yazalım tarihe… 
 


YORUM EKLE

banner148

banner132