DİYELİM Kİ HAYAT BU!

Başkan olacaksınız, Belediye Başkanı; ya da, Parti Başkanı…

Yürüyeceğiniz bu yolda, mücadelenizde; size omuz verecek, yarenlik edecek, ülkünüze ışık tutacak yoldaşlarınız olmalı değil mi? Sonra, bu yoldaşlarınızdan, partinizin yönetimini oluşturacaksınız, meclis üyeliğine aday göstereceksiniz.

Sizin temsil edileceğiniz her yere bu dostlarınızı getireceksiniz! Ya da gelmek isteyecekler! Peki, bütün bunları dostlarınız hangi özelliklerine göre yapacaksınız?

Getirecekleri oy sayısına göre mi? Maddi durumlarına göre mi?Mesleklerine göre mi? Fizik yapılarına göre mi? Bilgi birikimlerine göre mi? Son şıkkımızı ön plana çıkarıyorsanız yandınız!

Seçilme şansınızı ve seçilmişliğinizi tehlikeye atıyorsunuz demektir. Nasıl mı? Justin Kruger ve David Dunning adlı iki ABD'li; bu hissi çok yaşamış olacak ki, bu iki psikiyatri uzmanı, 10 yıl kadar önce bir teori ortaya attılar:
"Cehalet, gerçek bilginin aksine, bireyin kendine olan güvenini artırır."

Ve bunun üzerine bir araştırma başlatıldı. Fizyolojik ve zihinsel alanda yapılan çeşitli uygulamaların sonucunda şu bulgulara ulaşıldı:

Niteliksiz insanlar ne ölçüde niteliksiz olduklarını fark edemezler. Niteliksiz insanlar, niteliklerini abartma eğilimindedir. Niteliksiz insanlar, gerçekten nitelikli insanların niteliklerini görüp anlamaktan da acizdirler.

"İşinde çok iyi olduğuna" yürekten inanan 'yetersiz' kişi, kendini ve yaptıklarını övmekten, her işte öne çıkmaktan ve aslında yapamayacağı işlere talip olmaktan hiçbir rahatsızlık duymaz! Aksine her şeyin hakkı olduğunu düşünür!
Ancak bu “cahillik ve haddini bilmeme” karışımı mesleki açıdan müthiş bir itici güç oluşturur.

'Eksiler' kariyer açısından 'artıya' dönüşür. Sonuçta, 'kifayetsiz muhterisler' her zaman ve her yerde daha hızlı yükselirler...

Bu arada, gerçekten bilgili ve yetenekli insanlar çalışma hayatında 'fazla alçakgönüllü' davranarak öne çıkmaz, yüksek görevlere kendiliklerinden talip olmaz, kıymetlerinin bilinmesini beklerler...

“Tabii beklerken kırılır, kendilerini daha da geriye çekerler. Muhtemelen üstleri tarafından da 'ihtiras eksikliği' ile suçlanırlar...”

Sanırım sorumuzun cevabını da bulmuş olduk.

Bu satırları okurken bile aklınızdan bir dolu yüz, bir dolu isim geçti değil mi? “Cehalet, gerçek bilginin aksine, bireyin kendine olan güvenini artırır."

Başkan olduğunuz da; onlar, size daha yakın olma çabası içinde olacaklardır. Zamanla da; Başkanlığınızın, kendilerinin eseri olduğunu savunacaklardır. 

Bunları nasıl mı anlayacaksınız? Merak etmeyin! Vücut dilleri onları çok çabuk ele verir… İhtirasları yüzlerine vurur, Donuk alaysı bir tebessüm yüzlerinden eksik olmaz. Her lafa atlar. Çünkü ilginin kendisinden başka bir yöne kaymasından hiç hoşlanmazlar.

Bu yüzden ilgili ilgisiz bir konuşma çabası içindedirler. İşte, bu yüzden başkanın yanındaki adamlar sık, sık değişir. Ya kendiliğinden giderler; (az rastlanır bir olay ama) ya da, teşekkür edilip gönderilirler. (Bazen plaket falan da verildiği görülmüştür.)

Yazımı Bertrand Russel'in bir sözüyle bitiriyorum:"Dünyanın sorunu, akıllılar hep kuşku içindeyken, aptalların küstahça kendilerinden emin olmalarıdır."

GÜNÜN SÖZÜ
Hayat çetele tutmak değildir... Hayat; Seni kaç kişinin aradığı, kiminle çıktığın, çıkıyor olduğun veya çıkacağın demek de değildir. Kimi öptüğün, hangi sporu yaptığın, kimlerin seni sevdiği de değildir. Hayat, ayakkabıların, saçın, derinin rengi de değildir.

Nerede yasadığın veya hangi okula gittiğin de değildir. Aslında hayat; notlar, para, giysiler, girmeyi başardığın ya da başaramadığın okullar da değildir. 

Hayat; kimi sevdiğin ve kimi incittiğindir.

Kendin için neler hissettiğindir. Güven, mutluluk, şefkattir.

Arkadaşlarına destek olmak ve nefretin yerine sevgiyi koymaktır. Hayat; kıskançlığı yenmek, önemsemeyi öğrenmek ve güven geliştirmektir.

Ne dediğin ve ne demek istediğindir. İnsanların sahip olduklarını değil, kendilerini olduğu gibi görmektir. Her şeyden önemlisi hayatı, başkalarının hayatını olumlu yönde etkilemek için kullanmayı seçmektir. İşte hayat bu seçimlerden ibarettir.

İnsanların en acizi dost edinemeyen, ondan daha acizi ise dost kaybedendir. 

Charles Eguone





 
YORUM EKLE

banner148

banner132