BENİ BEĞENMİYOR MUSUNUZ?!...

 Çağın insanı modern hayatın tüm nimetlerine karşın hep mutsuz, yalnız ve şikâyetçi. Her şeye sahip olan günümüz insanının en çok muhtaç olduğu şey, ne sizce?

Nerede eksiğiz, hayat nerede kırılgan bizim için? Çaresizlik içerisinde bizi kıvrandıran ve çözümsüz bırakan bir depresyon içerisinde  duygularımız felç olmuş gibi yaşamaya çalışıyoruz. Ve hayatımız hiçbir ışık huzmesinin sızamadığı yoğun bir karanlık.

Reel bir hayatın gerçeğinden kaçıp sanal aleme sığınıyoruz. Orada yarattığımız bir dünyada yaşamımızı anlamlandırmaya çalışıyoruz. Sorgulamak ve gerçeği yaşamak yerine bizi günden güne bitiren ve yok eden sanal bir vahşete tüm savunma kalkanlarımızı indirerek teslim oluyoruz.

Sanal âlem büyük bir sığınma evi. İnsanlar gündelik hayatın dertlerinden bu fantezi mekânına sığınarak rahatlamaya çalışıyor. Hayal kırıklıklarını bir oyunda aldığımız skor veya bir paylaşım ağında aldığımız beğenilerle gidermeye çalışıyoruz.

Bu durum da bizi hayattan koparıp, sanal âlemin bağımlısı kılıyor. Sosyal medya bize ‘göründüğün kadar varsın’ diyor. Herkes elinde avucunda başkasının dikkatini çekecek ne varsa ortaya döküyor. Güzellik, kaslar, yakınlık, acılar, sevinçler…

Sosyal medya ile hepimiz bir sirkte yaşıyor gibiyiz, başkasının onayı bizim varlığımız için olmazsa olmaz hale geliyor. İnsanın kendi olmaktan çıktığı, farklılığının güzelliğinden vazgeçip herkesleştiği bir girdaba hızla ilerliyoruz

Acılarımızı göstererek ilgi istiyoruz, hastalıklarımızı sergileyerek beğenilerden şifa umuyoruz.

Önceden sevgililer birbirine fotoğraf verirdi ve o Fotoğraf ya kalbin üstünde, kolye içinde boynunda ya da cüzdanında dururdu , şimdi ise en güzel fotoğrafımızı sunup teşhir ederek muhteşemliğimizi  birileri teyit etsin istiyoruz.

İnsanlar nerede olduklarını, ne yiyip içtiklerini, kiminle olduklarını göstermek için adeta bir saplantı derecesinde çaba içerisine girip ve herkesi kendi hayatlarının röntgencisi yapıyorlar. Beğenilere göre arkadaşlıklar ve samimiyetler belirleniyor..

 Bir hayat, ancak izlenme değeri varsa, eğer başkaları tarafından izlenip beğeniliyorsa anlamlı kabul ediliyor. Mahremiyet sınırları ortadan kalkıp, özel hayat denen bir şey kalmıyor..

Ve toplumsal bir cinnetle bireysel intihara kalkışıyoruz. Hayatımız sadece başkalarına gösterebileceğimiz ve onların beğenecekleri şeylerden oluşan bir sığlıkta boğuluyor.

Sosyal medyanın akışına kendimizi kaptırıp kendimiz olmaktan çıkıyoruz. Ama olsun demi nasılsa bizi beğenen çok…

Haftaya en çok ihtiyacımız olan şey ne sorusunun cevabını vermek üzere şimdilik hoşça ve dostça kalın..

Üzülmeyin hepinizi çooooook beğeniyorum….

 

 

 

YORUM EKLE

banner148

banner132