BAŞIN SAGOLSUN TÜRKİYEM

 Bu hafta tüm Türkiye de acı var, hüzün var, öfke ve ölüm var.

Ülkemizin çok zor günlerden geçtiği şu günlerde, insanlarımız öfkeyi de kızgınlığı da üzüntüyü de bir arada yaşıyor.


Uzun uzun terör olaylarından bahsederek öfkemizi ve kızgınlığımızı katmerlemek den yana değilim. Tek bildiğim yıllardır terör belası ile mücadele eden bir ülkeyiz ve biz buna alıştık artık, çünkü Türkiye de gündemimiz o kadar çabuk değişiyor ki en büyük olaylar bile en fazla bir hafta gündemde kalıyor.


Sonrasında bir bakıyoruz ki yaşanan acılar ve ölenler öldüğü ile kalıyor.


Kanı yerde kalmayacak bunun karşılığı misli ile verilecek söylemleri hep havada kalıyor. Biz milletçe hayata kaldığımız yerden devam ediyoruz.


Ölüm; ölenlerin değil kalanların meselesidir…


Bizler sosyal medya hesaplarımızdan terörü lanetleyip, kendi siyasi görüşümüze göre başkaları ile laf yarışına girdiğimiz şu aralar, teröristlerin başka yerlerde masum vatandaşlarımıza, askerimize, polisimize yeni terör eylemleri hazırlığında olduğunuda aklımızdan çıkarmamalıyız.


Şöyle sosyal medya ya bakıyorum da hayatımızın % 90 nı siyaset olmuş geri kalan /10 u da birileri ne laf sokma, tartışma yarışı olmuş.


Kaçımız bu sabah çocuğuna, eşine veya sevdiğine sarılıp öptü günaydın dedi.


Kaçımız işe, okula veya bir yakınınızı görmeye giderken bir otobüs durağında beklerken her şeyden ve ölümden  habersiz yeni bir güne merhaba dedi !!!!


Her anımız son anımız olabilir !!!


En son ne zaman çok sevdiğiniz ve uzun zamandır görmediği birini arayıp "sesini duymak istedim seni çok özledim " dedi.


Hayatta bize kalan değerler sadece sevgi saygı ve sağlık, emin olun ki hangi din hangi ülkeden olduğunuz fark etmiyor ölünce bunların hiç birinin bir önemi kalmıyor.


Ölüm hayatın bir gerçeği ve her an her yerde olabilir ama bu türlüsünü kabullenemiyorum, haince, kalleşçe gelen ölümleri hiç kimse kabullenemez diye düşünüyorum.   


Sabah evden çıkarken eve bir daha dönmeme ihtimalini hiç düşündünüz mü?


Bu yüzden yaptığımız ve yaşadığımız her şey bize kar veya zarar olarak kalıyor, hayat dediğimiz yaşam bir anlık ve başımıza nerede ne geleceğini bilemiyoruz artık, bu yüzde ne kalp kırmaya nede kötülük yapmaya ihtiyacımız var.


Milletçe kenetlenmemiz gereken zamanlardayız, yaşanan terör olaylarında Devleti veya Hükümeti suçlamak bir çözüm değil aksine devletimizin hükümetimizin arkasında dimdik durup ayakta kalmalıyız ki, terör örgütüne Türk Milletinin yıkılmaz beraberliğini bir kez daha göstermeliyiz.


Haa bu demek değil ki eksikleri, yanlışları eleştirmeyeceğiz, ama şimdi değil.


Siyasetçilerin verdiği demeçlere bakıyorum da terör saldırılarından nemalanmaya çalışan bir kesim var.


Her terör saldırısının ardından ‘’ başkanlık sistemine’’ vurgu yapan bazı alakasız açıklamalar görüyorum. ‘’Başkanlık sistemi olsaydı bu saldırılar olmazdı’’ gibi cahilce söylemler yansıdı gazetelere, 1 Kasım seçimleri öncesi de ‘’istikrar devam etsin terör son bulsun’’ sloganları bütün mitinğlerde fütursuzca telafuz edildi.


Ama geldiğimiz noktaya bakıyorum, evet istikrar devam ediyor ama terör son bulmuyor maalesef, bunu çözümü nedir kimse bilmiyor.


Analar, babalar evlatlarını askere göndermeye korkar oldu, kızlarını dul kalma korkusu ile askere polise vermeye korkar oldu.


Umut her şeydir..


Ben en kötü olaylarda bile asla umudunu kaybetmeyen biri olarak, ‘’her son yeni bir başlangıçtır’’ düşüncesi ile umudumuzu yitirmediğimiz güzel ve huzurlu günlerin geleceğine inanıyorum.


Bizler Ay Yıldızlı bayrağımızın altında, ezanlarımızın sesiyle, Devletimizle, Hükümetimizle hiçbir etnik köken ve siyasi görüş ayırmadan Türkiye Cumhuriyeti’nin birlik ve bütünlüğünü korumaya devam ettik ve devam edeceğiz.


İçinde bulunduğumuz hafta dolayısı ile 18 Mart Çanakkale zaferimizin 101. Yılını başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah Arkadaşları olmak üzere tüm Şehitlerimizi Minnet ve Rahmetle anıyoruz.


Bu Vatan bu Millet size çok şey borçlu.


Hayatın tadını çıkarın sevdiklerinize zaman ayırın

YORUM EKLE

banner148

banner132